Kedİ mırıldaması – rezİstans nefes Egzersİzİ

Olaylara karşı tepkileri, davranışları ve sinir sistemini regüle etme üzerine konular, örnekler son zamanlarda hep karşıma çıkıyor, ya da algıda seçicilik yaşıyorum galiba. Her neyse bu konularda gözlem yapmak ve tecrübe kazanmak bana iyi geliyor.

Kedi mırıldamasını herkes duymuştur sanırım. Kedisi olanlar bilir, kedinizi kucağınızda sevdiğinizde mırıldanmaya başlamışsa bundan hoşlanmıştır, rahatlama moduna geçmiştir. Kedilerin mırıldanmasının tabii bir sebebi var. Sebep sadece ses yapmak değil, kediler doğal olarak rezistans nefes tekniğini kullanarak sinir sistemlerini yatıştırıyorlar. Mırıldanma sadece rahatlama sağlayan bir ses değil, mırıldanma hareketinin kendisi sinir sisteminin rahatlamasını aktive eden bir aksiyon ve bu kedilerin otomatik davranışlarından birisi.

Mırıldanma, aynen stres halinde devreye giren sinir sisteminin, tehlike ve tehdite karşı yapmamız gerekenleri yapabilmemiz için savaş veya kaç mekanizmalarını hazır tutarak her an tetikte kalmak için yüksek enerji harcayan, bu nedenle hücrelerimize zarar veren serbest radikallerin fazlaca ortaya çıkmasına ve vücudumuzda iltihaba neden olan prosesleri aktive eden zarar verici etkilerini dengelemek için kullanılan nefes egzersizlerinden birisi – rezistans nefes tekniği.

Rezistans nefes tekniği, dudaklarımızı büzerek, dilimizin ucunu üst dişlerimizin iç kısmına bastırarak, boğaz kaslarımızı veya ses tellerimizi kasarak nefes alıp verme şeklinde olabilir. Nefes alış verişte rezistans yarattığımız zaman, tıpkı kedilerin yaptığı gibi, stres halinde ortaya çıkan etkilere karşı dengeleyici sinir sistemini devreye sokuyoruz. Kalp atışımız yavaşlıyor, solunum yavaşlıyor, zihin sakinleşiyor, hücreler enerji koruma moduna geçiyorlar ve hasarlı hücrelerin onarımı süreçleri başlıyor, iltihap ve yüksek ateş azalıyor.

Rezistans nefesinde akciğerlerdeki basıncın yükselmesi sayesinde sakinleştirici parasempatik sinir sisteminin aktivasyonu artıyor ve solunum kaslarının rezistansa karşı daha fazla çalışması sayesinde de egzersiz tekrarlandıkça zamanla daha da kuvvetleniyorlar. Sonuç, stresin neden olduğu etkilerden kurtuluyoruz, daha sakin ve odaklı oluyoruz, daha kontrollü oluyoruz, olur olmaz davranışlar sergilemiyoruz, duygularımızı ve davranışlarımızı regüle ediyoruz çünkü daha önce de dediğim gibi sinir sistemimiz kendini regüle edecek güce ve sağlığa erişiyor. Evet bunların hepsi mırıldanma, pardon doğru nefes sayesinde oluyor.

Hadi mırıldanmaya 🙂 ve tabii beni instagramdan da takip ederseniz sevinirim.

Sevgiler, Burak

https://www.instagram.com/burakakalincoaching/

Yeni Yöneticilerin İşini Kolaylaştıracak Öneriler

İnsanlar yöneticilerini bırakır, şirketlerini değil. Yönetici olmak gibi bir kariyer hedefiniz varsa yolunuz açık olsun.

Nasıl bir yönetici veya lider olmak istersiniz?

Bunun seçimi sizin elinizde. Bu seçiminize rehberlik edebilmek için bazı önerilerim olacak. Bu önerilerim, bilhassa ilk yönetici olduğum zaman yaptığım hatalardan öğrendiğim deneyimleri, ve kendi yöneticilerimi gözlemlerken öğrendiklerimi yansıtıyor.

Buyrun; yeni yöneticilere ve yönetici olmak isteyenlere kendi liderlik ve yöneticilik deneyimlerini oluşturmak için bir yol haritası, bazı ipuçları.

Delege edin.

Uzmanken herşeyi siz kendiniz yapıyordunuz ve buna alıştınız. İşlerin çok olmasından dolayı geç saatlere kadar çalışmanız gerektiğini düşünüyorsanız bunu bir sinyal olarak değerlendirin ve şunu unutmayın; artık tabağınızda sizin tek başınıza yiyebileceğinizden çok daha fazla yiyecek var. Ziyafete ekibinizi de davet edin ve yiyeceğinizi paylaştırın yani işleri delege edin. Çalışma arkadaşlarınızın güçlü alanlarını tanıdıkça, onlara ne tarz işler delege edebileceğinizi bulacaksınız. Şunu unutmayın; ilk başta tabii sizden daha iyi yapamayacaklar, siz ilk sefer nasıldınız? Mesela analitik tarafı güçlü olan bir ekip arkadaşınıza bütçe işlerini verebilirsiniz, ekip içinde bütçe konusunu takip etmesini, sizi ve ekibi bilgilendirmesini isteyebilirsiniz. Ya da haftalık toplantınızın yönetimini ekip arkadaşlarınıza sırayla delege edebilirsiniz. İşleri delege ettiğinizde kazanacağınız zamanı nasıl değerlendireceksiniz? Biryanda da bunu düşünmeye başlayın.

Ekibinize fırsatlar tanıyın.

İnanın yetenekli çalışanlar bireysel gelişime, deneyerek öğrenmeye ve sorumluluk almaya sizin onlara sunacağınız maaş, prim, araç, özel sağlık sigortası, hediye çeki gibi parasal yanhaklardan çok daha fazla değer ve önem veriyorlar. Kendi sorumluluklarınızı delege etmenin çok güzel bir yan etkisi de ekibinizdeki çalışma arkadaşlarınıza yeni şeyler yapma, deneyerek, hata yaparak öğrenme ve gelişme fırsatı veriyor olmanız. Bundan daha etkin öğrenme olamaz, çünkü biliyorusunuz ki gerçek davranış değişikliği ve öğrenme konfor alanının dışında gerçekleşiyor.

Mesela sizin yapacağınız bir sunumu ekibinizden bir kişiye delege edip, beraber yapmayı teklif edebillirsiniz, bırakın sunumu o kişi hazırlasın ve sunsun, siz de yanında olun. Bu sadece bir örnek, eminim buna benzer bir çok fırsat hergün ekibinizi bekliyor.

Potansiyeli ve performansı yüksek çalışanlarınıza odaklanın.

Biliyorsunuz ki mevcut bir müşteriyi elde tutmak, yeni müşteri kazanmaktan çok daha kolay. Aynı mantık çalışanlar için de geçerli. Yetenekli bir çalışanınızı mutlu etmek, yeni ve yetenekli bir çalışan bulmaktan ve kazanmaktan çok çok daha kolay. Yetenekli çalışanlarınıza yatırım yaptığınıza emin olun, yukarıdaki 2 madde bunu yapmanıza yardımcı olacak. Bu kişilerin değerli olduklarını, takdir edildiklerini hissettirin ve doğru şekilde ödüllendirilmelerini sağlayın.

Hedef çıtasını yükseğe koyun ve ekibe güvenin.

Yetenekli insanlar büyük, anlamlı işler yapmak isterler. Ekibinize hedefleri verirken çıtayı yükseltin, ve hedefleri anlamlı kılın. Destek isterlerse hedefleri yapabilmeleri için her bir zorlu hedefi daha küçük aksiyonlara veya işlere bölün. Herzaman yanlarında olun ve onlara destek olun. Onlara güvenin, ne kadar büyük işler başaracaklarını göreceksiniz.

Davranışlarınızla örnek olun.

Ekipteki çalışma arkadaşlarınız sizin davranışlarınızı somutlaştırarak örnek alacaklar. Siz detaylarla uğraşır, ufak işlere takarsanız, bir süre sonra onların da sizin izinizden gideceğine emin olun. Babamın bir lafı var tam da buraya cuk oturuyor. “devenin ön ayağının bastığı yere arka ayakları da basarmış”. Bu tavsiyeyi hayata geçirmek için; davranışlarınızı ve yaklaşımınızı her hafta gözden geçireceğiniz bireysel zamanınız olsun. Bunu bir mentor veya koç ile çalışarak da yapabilirsiniz.

Kendinize şu soruları sorun: Bu hafta neleri iyi yaptım? hangi davranışlarımı takdir ediyorum? Neleri daha iyi yapabilirdim? Bir daha yapıyor olsaydınız değiştirmek istediğiniz davranış, yaklaşım hangisi olurdu? Nasıl?

İnanın bu içsel gözden geçirme uzun zamanınızı almayacak ve kendinize ayna tutmanıza yardımcı olacak. Bunu dışsal bir referans noktası yardımı ile, bir aynayla, bir koçla çalışarak yaparsanız çok daha etkin sonuçlar alabilirsiniz.

Ekibinizin başarısı sizin de başarınız. Tam tersi de geçerli.

Uzman olarak çalışırken, haftanıın son günü geriye bakıp kendi başınıza çıkardığınız işlerden gurur duymak iyi hissettiriyordu biliyorum. Artık bir ekibiniz var ve ekibinizin başardıklarınızdan sorumlusunuz. Bu çoğu kişi için zor bir zihinsel ve davranışsal değişimi gerektirir ve zordur. Bu işin eğlenceli ve güzel tarafı da vizyonunuzu ve yapabileceklerinizi çok daha fazla büyütebilirsiniz. Buradan alacağınız mutluluk çok daha büyük olacak.

Takdiri ekibize, bir suç varsa onu da kendinize yansıtın.

Çok sevdiğim bir yöneticim bana şunu söylerdi: “Burak, sorumluluk bende yetki sende”. Yani ben başarısız olunca sorumluluğu o alıyordu, ben başardığımda ben ve ekip olarak başarmış oluyorduk. Yöneticimi yanımda hissediyordum. Ben de doğru iş çıkarmak için çok dikkat ediyordum ve başarıyordum. Ekip olarak bir iş başarıldığında “biz”, başarısızlık olduğunda ise “ben” dilini kullanmayı deneyin, bütün hatayı siz üzerinize alın. Güçlü bir ekip ve güven ortamını sağlamanın çok etkili bir yolu bu. Ufacık bir takdirin neler yapabileceğine tanık olacaksınız.

Bu yazdığım 7 önemli deneyimi kendi iş hayatınızda da uygulamaya ne dersiniz?

Evet diyenlere şu şekilde başlamalarını öneririm: İlk 1 ay içinde önceliklendireceğiniz 3 tanesine odaklanın. Neden böyle söylüyorum hepsini yapmaya çalışmak yorucu olacak ve vazgeçmenize sebep olabilir. Küçük parçalara ayırıp yaparsanız başarıyı ve dolayısı ile sürekliliği daha kolay sağlayabilirsiniz. Sonuçlarını veya sorularınızı benimle paylaşabilirsiniz. Belki size istediğiniz yönetici, lider olmanız için yardımım dokunabilir.

Sevgiler, Burak Akalin

www.instagram.com/burakreis

Yuruyerek Kocluk

Kocluk seanslarini yuruyus ile birlestirme fikri kisa bir zaman once yuruyus yaparken aklima geldi, neden olmasin dedim. Aslinda her gun yuruyuse cikiyordum, kocluk da yapiyorum, peki yururken kocluk yapmak nasil bir aktivite?

Yasam koclugu, kisiyi bulundugu yer ile gitmek istedigi yer arasinda bir kopru, bir yol. Yurudugumuzde de bulundugumuz yerden, gitmek istedigimiz yere dogru yol aliyoruz. Bu durumda her ikisi de bulundugumuz yerden gitmek istedigimiz yere varmak icin yaptigimiz birer aktivite, eylem, bir arac. Hem yuruyus hem kocluk, her iki yolda da bedenimiz; duygularimiz, dusuncelerimiz, davranislarimiz, ruh halimizi olumlu anlamda degisiyor, donusuyor. Ikisini birlestirmek, yani hem yuruyus hem koclugu ayni anda yapmak nasil bir sey? Denemeden bilemezsiniz 🙂

Yasam koclugunun ve yuruyus aktivitesinin faydalarini birlestirdigimde ikisinin birlikte fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak daha guclu etkilerinin oldugunu tecrube ediyorum.

Yurumek kaslari calistiracagindan kan dolasimini hizlandirir ve bedeni sakinlestirip enerjisini tekrar kazandirir. Yuruyus, oksijen ve sekerin beyninize daha verimini erismesini saglayacagindan, zihninizi daha fazla calistirir. Bu da zihninizin rahatlamasini saglar, zihninizin ve dusuncelerinizin netligini arttirir yani daha hizli ve net focuslanmanizi saglar. Mutluluk hormonu olan endorfin salgilanmasi da bonus olarak yaniniza kalir.

Acik havada yapacaginiz bir yuruyus cevreniz ile olan farkindaliginizi arttirip, butun duyularinizi kullanmanizi saglayacagi icin, sakinlestirici etkisi olacaktir. Sakinlestirici etki problem cozmeye ve bunu yaparken yaratici olmanizi saglar. Kocluk sayesinde de karsilastiginiz problemlere daha once dusunemediginiz bir acidan yaklasabilir, cozum icin sahip oldugunuz kaynaklariniza daha istekli ve motive erisebilirsiniz. Hayatiniza dogru yerden bakmak, dogru secimler yapmak ve harekete gecmek koclugun size kazandiracaklari olacaktir.

Londra’da olanlar icin, koclugu yuruyerek deneyimlemek isterseniz, bana burakakalin@icloud.com adresine mail atarak, +447825608699 telefon ile veya whatapp mesajı ile ulasabilirsiniz.

Sevgiler,

Burak

Sikayetle basa cikmak icin kocluk yaklasimi – Peki istegin nedir?

 

Bir insan gunde ortalama 15-30 kere sikayet eder. Bir kisiyi sikayetci olarak isimlendirmeden once sikayet etmenin psikolojisini anlamak dogru olacaktir. Sikayet etmek sikayet eden icin psikolojik olarak rahatlatlatici bir ‘iyi hissetme’ etkisi yaratmaktadir. Insanlar icin temel ihtiyaclarindan birisi ‘digerleri ile baglanti kurmak, baglanma arzusu’dur. Insanlar sikayet etmeyi gercekte yakinlik olusturmak icin kullanmaktadirlar. Mesela asansorde tanimadiginiz insanlarla iletisime gecmenin yolunu arariz ve bunun icin bircogumuz havanin ne kadar sicak veya soguk oldugundan bahseder yani sikayet ederiz. Havaalaninda ucagin gec kalmasindan bahsederiz yanimizdaki tanimadigimiz yabanci ile iletisime gecmek icin. Sikayet ayni zamanda iletisime gecmek istedigimiz kisi ile aramizda bag yaratmaya – dayanisma olusturmamiza zemin olur. Okumaya devam et