bu bir davettir: koçluk ile tanışmaya ne dersin?

Eğer önünüzdeki engelleri kaldırmak için aksiyona geçemiyorsanız ve koçluk çalışmalarımın size nasıl faydası olacağını düşünüyorsanız, ücretsiz olan koçlukla tanışma seansı için önce bu yazının devamını okuyunuz sonra lütfen aşağıdaki linkteki formu doldurun

Ücretsiz tanışma seansı için tıklayınız: https://www.surveymonkey.co.uk/r/QJ3M3KQ

Haftalardır çözüm bulamadığınız bir sorunuz mu var?

Vaktiniz az ve çözüm sizin için daha mı önemli?

Kendinizi çıkmazda ve sıkışmış mı hissediyorsunuz?

Nereden başlayacağınızdan emin değil misiniz?

Hayatınız ve kariyeriniz istediğiniz gibi gitmiyor mu?

İşte ve hayatınızda aynı anda yapmanız gereken sorumluluklarınız sizi yoruyor mu?

Yapmanız gerekenler aklınızda ve harekete geçmekte kararsız mısınız?

İş & Kariyer, Hayat Hedeflerinizde netlik, yol haritası, farkındalık kazanmaya mı ihtiyacınız var?

Eğer önünüzdeki engelleri kaldırmak için aksiyona geçemiyorsanız ve koçluk çalışmalarımın size nasıl faydası olacağını merak ediyorsanız, ücretsiz olan koçlukla tanışma seansı için lütfen aşağıdaki linkteki formu doldurun ya da bana whatsapp’tan mesaj atın.

Ücretsiz tanışma seansı için tıklayınız: https://www.surveymonkey.co.uk/r/QJ3M3KQ

Stres ile başa çıkmanın en etkili yolu

Stresle başa çıkmanın en etkili yolu nedir?

Tatil ve bayram hareketlenmesini yaşadığımız bugünlerde çevremdeki herkes biraz dinlenebilmek, kafasını boşaltabilmek, önümüzdeki 4-5 gun içinde rahatlayabilmenin yollarını arıyor. Günümüz dünyasında tatilleri bu kadar hasretle beklememizin elbet bir sebebi var, bence en belirgin sebeplerinden biri, hepimizin hayatında olan STRES.

@burakakalincoaching

‘Stres yaşamıyorum’ diyenimiz var mıdır bilmiyorum. Yaşantımızın her anında, iş hayatında, okulda, evde, trafikte, sürekli strese maruz kalıyoruz veya bırakılıyoruz. Büyük küçük demeden farklı konular bize dert kaynağı olabiliyor. Yöneticimizin bir sözü veya bakışı, çocuğumuzun ödevini zamanında yapmaması, geç yatmak, erken uyanmak ve uykusuzluk, tuttuğumuz takımın maçı, havanın çok sıcak olması, soğuk veya yağmurlu olması, katılacağımız önemli bir toplantı, yapacağımız performans görüşmesi, terfi beklentisi, almayı hedefledigimiz zam, hayalimizdeki arabanın modeli ve ne zaman alabileceğimiz, tatile nereye gidecegimiz, otel seçimi gibi kendi bireysel küçük sorunlarımızdan tutun da küresel ısınma, dünyamızın nereye gittiği, çocuklarımıza bırakacağımız dünya, S300’ler, Amerika’nın tutumu, ülkeler arasındaki diplomatik oyunlar gibi global konulara kadar bu liste daha uzar da uzar.

Stres ile başa çıkmak için önerilen pek çok yöntem var, neredeyse hepsi de bize stresle başa çıkmak için neler yapmamız gerektiğini söyler durur ama çoğunlukla ‘nasıl’ sorusuna yanıt veremez veya neleri yapmamamız gerektiğini söylemez. Benim önerim sanırım biraz farklı. Ne mi? Aslinda stresi kabullenmek, stresin de insan olmamızın gerektirdiği duygulardan biri olduğunu bilmek, stresli ve agresif anlarımızı normallestirmek. Diğer bir deyişle, sadece ana odaklanarak neler yaşadığımızı anlayıp ve hatta yüzleşip stres nedeni olan şeylere karşı direnmemek, daha esnek olabilmek. Aslında belki de bir anlamda ‘mindfulness’ tarifi yaptığımı anlamış olabilirsiniz.

Sanılanın aksine stres düşmanımız değildir. Araştırmalara göre stresin az bir derecesi motivasyon kaynağı olarak gereklidir bile. Karşımıza çıkan stres kaynağını tehdit olarak görmezsek, onu aşmak için bir çaba da göstermeyiz, yani belki bizi daha da yoracak ekstra birşey yapmamıza da gerek kalmaz. Strese sebep olan her neyse ona karşı direnmemek, düşman olarak görmemek ve o anki duygumuzu kabullenmek söylenildigi kadar kolay değil. Bunu yapabilmek biraz çaba ile, sakin bir zihin ve ana odaklanabilmek ile mümkün. Zihnimiz sürekli olarak geçmiş ile gelecek arasında gider gelir. Geçmişte başa çıkamadıklarımızı ve gelecekte başa çıkamayacaklarımızı düşündükçe de strese gireriz. Bu da duygularımızın farkına varmamızı engeller çünkü an’da değilizdir. Duygular an’da kalarak hissedilebilir, yaşanabilir. Geçmiş ve gelecekteki endişelerimiz ve korkularımız daha da fazla stres olmamıza neden olur. Stres sebebi her ne ise sadece sebebe odaklanmamak, an’da yaşadığımız saf duyguya odaklanmak bizim stresi yaşamamızı kolaylaştırır, stresli anın içinden akmamızı ve zarar görmeden (veya cok daha az zarar görerek) geçmemizi sağlar.

Geçmişten veya gelecekten, aklımız her nerede ise, içinde bulunduğumuz ana geri gelerek aklımızı ve kalbimizi ikna etmemiz gerekiyor. Rahatlamış ve odaklanmış bir ruh halimiz olmalı.

Amerika’da yapılan bir araştırmada 30.000 insanın 8 yıl boyunca rapor ettikleri stres durumlarına bakılmış. Onlara, stresin kendilerine zarar verip vermediğine inandıkları sorulmuş. Sonra da bu 8 yılın sonunda kişilerin sağlık durumlarına bakılmış. Çıkan sonuç çok ilginç; yoğun stres rapor eden insanlar, %43 daha fazla sağlık sorunları çekiyor ve ölmeye çok daha meyilli. Ama asıl ilginç olan, bu oran sadece araştırmaya katılan insanlardan, stresin sağlığa zararlı olduğuna inananları için geçerli. Araştırmada, yoğun stres rapor eden fakat sağlıklarına zarar vermeyeceğini düşünen insanlar, ölüm ve sağlik problemleri riskini daha az taşıyanlar.


Kısacası, stresin size zarar vermemesini istiyorsanız buna stres hakkındaki yargılarınızı değiştirerek başlayabilirsiniz. Stres hakkındaki düşüncelerinizi değiştirirseniz, stresin vücudunuzdaki etkilerini de otomatik olarak değiştirirebilirsiniz. Yani stresle başa çıkmanın en iyi yolu olarak öncelikle onun başa çıkılması gereken bir düşman olmadığına inanmamız gerekiyor.

Elbette strese maruz kalacağız. Stres, yaşadığımız hayatlarımızın bir parçası ve stresle beraber yaşamayı kabullenmemiz gerekiyor. Strese bakış açımızı değiştirerek, stresin bize olan etkisini de değistirebiliriz. Aynı şey bizde strese neden olan herşeye karşı olan bakış açımız için de geçerli. Bu bir insan veya olay ise, o insana veya o olaya karşı bakış açımızı değiştirebiliriz. Sonuçta bundan olumlu olarak yararlanacak olan biziz. Şu soruyu da sorabilirsiniz kendinize: Strese neden olan kişiye karşı siz nasıl davranıyorsanız, bu davranışınız sizi daha fazla strese sokacak mı sokmaycak mı? Davranışınız sizi daha fazla stres olmanıza neden olacaksa, bu davranışı sergilemeyin.

Herkesin tatile cıktığı bugünlerde, stresin size uğramadığı, uğrasa da anda kalabildiğiniz ve duygularınızı kucaklayabildiğiniz güneşli günler dilerim…

Çatıyı Güneşli Havada Tamir Edin

Çatıyı Güneşli Havada Tamir Edin
Çatıyı Güneşli Havada Tamir Edin

Çatıyı tamir etmek için en uygun zaman havanın güneşli olduğu zamandır demiş J.F. Kennedy. 
Çok sevdiğim metaforlardan birisi. Kariyer söz konusu olduğunda da işi aceleye getirmemek, bir plana sahip olmak, en uygun zamanda hareket etmek ve kendini zaman içinde sürekli geliştirmek çok önemli. 

Okumaya devam et

Yeni Yöneticilerin İşini Kolaylaştıracak Öneriler

İnsanlar yöneticilerini bırakır, şirketlerini değil. Yönetici olmak gibi bir kariyer hedefiniz varsa yolunuz açık olsun.

Nasıl bir yönetici veya lider olmak istersiniz?

Bunun seçimi sizin elinizde. Bu seçiminize rehberlik edebilmek için bazı önerilerim olacak. Bu önerilerim, bilhassa ilk yönetici olduğum zaman yaptığım hatalardan öğrendiğim deneyimleri, ve kendi yöneticilerimi gözlemlerken öğrendiklerimi yansıtıyor.

Buyrun; yeni yöneticilere ve yönetici olmak isteyenlere kendi liderlik ve yöneticilik deneyimlerini oluşturmak için bir yol haritası, bazı ipuçları.

Delege edin.

Uzmanken herşeyi siz kendiniz yapıyordunuz ve buna alıştınız. İşlerin çok olmasından dolayı geç saatlere kadar çalışmanız gerektiğini düşünüyorsanız bunu bir sinyal olarak değerlendirin ve şunu unutmayın; artık tabağınızda sizin tek başınıza yiyebileceğinizden çok daha fazla yiyecek var. Ziyafete ekibinizi de davet edin ve yiyeceğinizi paylaştırın yani işleri delege edin. Çalışma arkadaşlarınızın güçlü alanlarını tanıdıkça, onlara ne tarz işler delege edebileceğinizi bulacaksınız. Şunu unutmayın; ilk başta tabii sizden daha iyi yapamayacaklar, siz ilk sefer nasıldınız? Mesela analitik tarafı güçlü olan bir ekip arkadaşınıza bütçe işlerini verebilirsiniz, ekip içinde bütçe konusunu takip etmesini, sizi ve ekibi bilgilendirmesini isteyebilirsiniz. Ya da haftalık toplantınızın yönetimini ekip arkadaşlarınıza sırayla delege edebilirsiniz. İşleri delege ettiğinizde kazanacağınız zamanı nasıl değerlendireceksiniz? Biryanda da bunu düşünmeye başlayın.

Ekibinize fırsatlar tanıyın.

İnanın yetenekli çalışanlar bireysel gelişime, deneyerek öğrenmeye ve sorumluluk almaya sizin onlara sunacağınız maaş, prim, araç, özel sağlık sigortası, hediye çeki gibi parasal yanhaklardan çok daha fazla değer ve önem veriyorlar. Kendi sorumluluklarınızı delege etmenin çok güzel bir yan etkisi de ekibinizdeki çalışma arkadaşlarınıza yeni şeyler yapma, deneyerek, hata yaparak öğrenme ve gelişme fırsatı veriyor olmanız. Bundan daha etkin öğrenme olamaz, çünkü biliyorusunuz ki gerçek davranış değişikliği ve öğrenme konfor alanının dışında gerçekleşiyor.

Mesela sizin yapacağınız bir sunumu ekibinizden bir kişiye delege edip, beraber yapmayı teklif edebillirsiniz, bırakın sunumu o kişi hazırlasın ve sunsun, siz de yanında olun. Bu sadece bir örnek, eminim buna benzer bir çok fırsat hergün ekibinizi bekliyor.

Potansiyeli ve performansı yüksek çalışanlarınıza odaklanın.

Biliyorsunuz ki mevcut bir müşteriyi elde tutmak, yeni müşteri kazanmaktan çok daha kolay. Aynı mantık çalışanlar için de geçerli. Yetenekli bir çalışanınızı mutlu etmek, yeni ve yetenekli bir çalışan bulmaktan ve kazanmaktan çok çok daha kolay. Yetenekli çalışanlarınıza yatırım yaptığınıza emin olun, yukarıdaki 2 madde bunu yapmanıza yardımcı olacak. Bu kişilerin değerli olduklarını, takdir edildiklerini hissettirin ve doğru şekilde ödüllendirilmelerini sağlayın.

Hedef çıtasını yükseğe koyun ve ekibe güvenin.

Yetenekli insanlar büyük, anlamlı işler yapmak isterler. Ekibinize hedefleri verirken çıtayı yükseltin, ve hedefleri anlamlı kılın. Destek isterlerse hedefleri yapabilmeleri için her bir zorlu hedefi daha küçük aksiyonlara veya işlere bölün. Herzaman yanlarında olun ve onlara destek olun. Onlara güvenin, ne kadar büyük işler başaracaklarını göreceksiniz.

Davranışlarınızla örnek olun.

Ekipteki çalışma arkadaşlarınız sizin davranışlarınızı somutlaştırarak örnek alacaklar. Siz detaylarla uğraşır, ufak işlere takarsanız, bir süre sonra onların da sizin izinizden gideceğine emin olun. Babamın bir lafı var tam da buraya cuk oturuyor. “devenin ön ayağının bastığı yere arka ayakları da basarmış”. Bu tavsiyeyi hayata geçirmek için; davranışlarınızı ve yaklaşımınızı her hafta gözden geçireceğiniz bireysel zamanınız olsun. Bunu bir mentor veya koç ile çalışarak da yapabilirsiniz.

Kendinize şu soruları sorun: Bu hafta neleri iyi yaptım? hangi davranışlarımı takdir ediyorum? Neleri daha iyi yapabilirdim? Bir daha yapıyor olsaydınız değiştirmek istediğiniz davranış, yaklaşım hangisi olurdu? Nasıl?

İnanın bu içsel gözden geçirme uzun zamanınızı almayacak ve kendinize ayna tutmanıza yardımcı olacak. Bunu dışsal bir referans noktası yardımı ile, bir aynayla, bir koçla çalışarak yaparsanız çok daha etkin sonuçlar alabilirsiniz.

Ekibinizin başarısı sizin de başarınız. Tam tersi de geçerli.

Uzman olarak çalışırken, haftanıın son günü geriye bakıp kendi başınıza çıkardığınız işlerden gurur duymak iyi hissettiriyordu biliyorum. Artık bir ekibiniz var ve ekibinizin başardıklarınızdan sorumlusunuz. Bu çoğu kişi için zor bir zihinsel ve davranışsal değişimi gerektirir ve zordur. Bu işin eğlenceli ve güzel tarafı da vizyonunuzu ve yapabileceklerinizi çok daha fazla büyütebilirsiniz. Buradan alacağınız mutluluk çok daha büyük olacak.

Takdiri ekibize, bir suç varsa onu da kendinize yansıtın.

Çok sevdiğim bir yöneticim bana şunu söylerdi: “Burak, sorumluluk bende yetki sende”. Yani ben başarısız olunca sorumluluğu o alıyordu, ben başardığımda ben ve ekip olarak başarmış oluyorduk. Yöneticimi yanımda hissediyordum. Ben de doğru iş çıkarmak için çok dikkat ediyordum ve başarıyordum. Ekip olarak bir iş başarıldığında “biz”, başarısızlık olduğunda ise “ben” dilini kullanmayı deneyin, bütün hatayı siz üzerinize alın. Güçlü bir ekip ve güven ortamını sağlamanın çok etkili bir yolu bu. Ufacık bir takdirin neler yapabileceğine tanık olacaksınız.

Bu yazdığım 7 önemli deneyimi kendi iş hayatınızda da uygulamaya ne dersiniz?

Evet diyenlere şu şekilde başlamalarını öneririm: İlk 1 ay içinde önceliklendireceğiniz 3 tanesine odaklanın. Neden böyle söylüyorum hepsini yapmaya çalışmak yorucu olacak ve vazgeçmenize sebep olabilir. Küçük parçalara ayırıp yaparsanız başarıyı ve dolayısı ile sürekliliği daha kolay sağlayabilirsiniz. Sonuçlarını veya sorularınızı benimle paylaşabilirsiniz. Belki size istediğiniz yönetici, lider olmanız için yardımım dokunabilir.

Sevgiler, Burak Akalin

www.instagram.com/burakreis

Doğadan Alınacak Dersler

Yılan’ın düzen içindeki uykusu
Photo credit: @burakreis

Çocuklarla bu hafta doğal yaşam alanlarında hayvanları görmeye gittik. Resimdeki yılanla karşılaştığımda hem yatışındaki düzene hayret ettim hem de doğrusu kendimi korkmaktan alıkoyamadım.

Her ne kadar ürkütücü yaratıklar olsa da, biliyorum ilginc ve cok garip ama, yılanlardan öğrenilecek liderlik dersleri olduğunu biliyor muydunuz?

Neden böyle düşündüğümü açıklamaya çalışayım…

Okumaya devam et

Zamanın Doldu

Değişime direnemeyen Berlin Utanç Duvarı

Berlin Utanç Duvarını gezerken zamana hiç birşeyin direnemediğini bir kez daha deneyimledik. Ne olursa olsun zaman herşeyi değiştiriyor, bu kaçınılmaz bir gerçek. Güzel de bir gerçek. Yıkılmaz denenen Berlin duvarı, bu insan yapımı duvar, zamanın getirdiği değişime direnememiş. Hayatın zaman karşısındaki akışı, değişimi onu da değiştirdi. Duvarı gezerken bu güçlü değişim faktörü “zaman” hakkında düşündüm hep….

Okumaya devam et

Terfimi aldım, sıra koçluk almakta

Bir süredir yazı yazmamıştım, zaman çok hızlı akıyor. Bu seferki yazım hepimizin o ya da bu şekilde peşinde koştuğumuz bir konu: “bir terfi” hatta “yönetici, müdür, lider” olmak üzerine. Daha fazla sorumluluk almak, bir ekip ile beraber performans göstermekten sorumlu olmak, farklı ve yeni beceriler istiyor. Bu tıpkı Joseph Campbell’in “Kahramanın Sonsuz Yolculuğu” eserinde bahsettiği “Maceraya Cagri” da oldugu gibi, yani sonunda dönüşümün kaçınılmaz olduğu bir yolculuk. Bu yazım, bu yeni maceraya çıkarken nasıl “akıl yürütmemiz” gerektiği ile alakalı.

Biliyorsunuz terfi edip yönetici olduğunuzda sadece ücret bandınız, yanhaklarınız, pozisyonunuzun ismi ve statünüz değişmiyor. Hayatınızda bir çok şey değişiyor. Evet çok çalıştınız çabaladınız ve haklı olarak bu yeni ve zorlu göreve geldiniz. Bu terfiyi hak ettiniz. Bunun anlamı “İşler artık eskisi gibi olmayacak, değişecek” Sizin kendinizden beklentiniz (eğer kendinizin farkındaysanız!), yöneticilerinizin, ekibinizdeki arkadaşlarınızın, sizden iş bekleyen tüm paydaşlarınızın sizden beklentisi birdenbire değişecek. Evet 1.günden itibaren içine gireceğiniz, arasından geçeceğiniz bu değişim sizi zorlayacak. Hele ki, bireysel olarak çalışan olduğunuz bir rolden, bir veya daha fazla kişiyi yöneteceğiniz bir role geçtiğiniz bir durumda bu değişim daha da karmaşık bir hal alacak. Peki ne olacak şimdi?

Okumaya devam et

Kendini sabote edip, potansiyelini limitlemeyi bırak artık

Belki de ilk geribildirimi daha bebekken aldık; ayağımız takılıp yere düştüğümüzde annemizin babamızın gözlerine baktık, düşmeye karşı bir tepki vermeden hemen önce, çevremizdeki tepkinin ne olduğunu anlamak için baktık, duygularımızın doğru olup olmadığını anlamak için baktık. Gördüğümüz tepkiye göre de hareket ettik. Anne babamız acılı bir ifade ile baktıysa ağladık, rahat davrandılarsa da kendi kendimizi sakinleştirdik.

Eğer insan düşünmeyi yürümeden önce öğrenseydi, bir çok insan emeklemeye devam ederdi. Durdururdu kendisini düşünce yere, ayağa kalkıp yeniden yürümeye başlamalı mıyım? Aynı acıyı yeniden yaşamalı mıyım? Zorunda mıyım? İçerden gelecek olan ses “Hayır yapma” derdi ve belki de gerçekten yürümeye başlamamız uzun bir zaman alırdı.

Okumaya devam et

İşe alımcıların size söylemek istemediği ama sizi değerlendirirken dikkate aldıkları 10 kritik ve önemli konu

İş arama, beğenilme, aranma, headhunt edilme her ne derseniz deyin iş değiştirme süreci gerçekten zorlu bir yol. Çok aranan bir yetenek de olsanız, işi siz arıyor da olsanız herzaman hazır ve iyi durumda olmanız gerekir. Kariyer yönetimi ve iş arama üzerine yaptığım çalışmalar olsun, danışanlarımın kariyer yönetimleri olsun şunu söyleyebilirim ki, tecrübenize ve kendisine güvendiğiniz başarılı bir kariyeriniz olsa da aslında işin arka planında işe alımcıların dikkat ettikleri değerlendirmeye aldıkları, sizlerin bilmediği o kadar çok konu var ki, bir bilseniz! Evet buz dağının altında neler var neler! Bu yazımda işe alımcı ve karar vericilerin mülakatları değerlendirken, tecrübelerinize ek olarak en çok nelere dikkat ettiklerinden bahsediyorum.

Okumaya devam et

Kariyeriniz için bir planınız var mı, yoksa rüzgar nereye eserse oraya mı?

Kariyeriniz, emek verdiğiniz, hatalarınız ve öğrenimlerinizle dolu size ait olan bir deneyimler zinciri. Bazı kişiler  için kariyerleri çok önemli olabilir, bazıları için de geri planda kalabilir. Kariyerinize yön vermek için yeni fırsatlara bakmak, onu yeni deneyimlerle, öğrenimlerle şekillendirmek bilinçli olarak yapıldığında sizi hedefinize ulaştırabilir. Ancak  bir headhunter’ın günün birinde sizi araması ve sizin de arayışınız olsa da olmasa da bu görüşmeye gitmeniz gibi bir yolda ilerliyorsanız, kariyerinizin direksiyonunda siz yoksunuz gibi geliyor bana, işinizi biraz da şansa bırakıyorsunuz sanki.

Okumaya devam et