Konfor alanında başarı, başarı mıdır?

Gerçekte önceden planlayarak ve öngörerek gerçekleştirilen bir hedef başarı mıdır?

Başarılıp başarılamayacağı düşünülerek, tamamlanabilecek bir hedefi gerçekleştirmek insanı geliştirir mi? Yoksa zahmetsizce zaten kuvvetli olan kaslarımızı çalıştırdığımız, bildiğimiz bir alanda bilindik bir oyunu oynamak mıdır bu? Okumaya devam et

Biraz nostalji biraz farkındalık…

Video

Edi ile Büdü’yü hatırlarsınız, Youtube’da gezinirken bunu buldum, bayıldım.

Bana, sürekli olarak herşeyi kendine yontan, sadece kendisini düşünen, paylaşmayı bilmeyen kişilerin davranışlarını anımsattı Edi ile Büdü’nün bu performansı.

Şu sorular aklıma geliyor: Okumaya devam et

Hayallerimiz ve Sabatörlerimiz

coaching.jpg

Koçluk yapmaya başladığımdan beri bazen insanlar bana, anlamak için koçluğun ne olduğunu soruyorlar. Fark ettim ki, aslında basit olan bu soruya bazen çok uzun cevap verebiliyorum. Ben de bunu kendime sordum; “Ben koç olarak ne yapıyorum?”

“Ben koç olarak ne yapıyorum” sorusunu cevaplarken, koçluğun tanımını da yapmış olacağım diye düşündüm ve yazdım, evet bu yazı bu şekilde ortaya çıktı.

Bana göre 3 önemli kavram var;

Birincisi, Hayaller. İkincisi bu hayallerle, kişilerin arasında duran engeller, sabatörler. Üçüncüsü ise harekete geçmek.

Ben, kendilerini mesleki alanda ve yanısıra kişilik olarak da geliştirmek isteyen insanlar için yönetim danışmanlığı ve yaşam koçluğu yapıyorum.

Bireylerle veya takımlarla, hayalleri doğrultusunda belirli hedeflere, daha çok başarıya ve daha iyi yaşam kalitesine nasıl ulaşabilecekleri yönünde çalışıyorum, gittikleri yolda ilerlemelerine yardım ediyorum.

Yani onların hayallerini bulmaları ve bu doğrultuda hedeflerine ulaşmaları yolunda destekliyorum.

Bu kolay bir yol değil. Kendi kendini engelleme yani sabote etme, her bireyde olabilen ve yaygın bir alışkanlık. Koçluk yaparken aslında insanların amaçlarına ulaşmaları yolunda kendilerini nasıl engellediklerini – sabote ettiklerini de görüyorum. Bu yolculuğu zorlu kılan da bu sabatörler, insanı hedefe doğru harekete geçmesini engelliyorlar.

selfsabotage

Bir yerde bir hedef varsa, o hedefe ulaşmaktan sizi alıkoyan ve engel olan sabatörler de o hedefle sizin aranızda cirit atıyor olabilir, bunu açık seçik görebiliyorum bu işi yaparken.

Koç olarak, çalıştığım kişilerin sabatörlerini yani kafalarının içinde yer alan bariyerleri tanımalarına, etkisiz hale getirmelerine ve hedeflerine doğru harekete geçmelerine destek oluyorum.

Sabatörlerinizi tanıyıp, engelleri aşmak, hayallerinize giden yolda yürümek ve koşmak sizin elinizde olan birşey. Ben sadece o yolu aydınlatıyorum.

Özetle; insanların hayalleri doğrultusunda, sabatörlerinin sesine takılmadan harekete geçmelerini, potansiyelleri ile buluşup, karşılarına çıkan engelleri aşmalarını ve hedeflerine ulaşmalarını sağlıyorum.

Eğer, yaşamınız veya kariyeriniz ile ilgili belirli hedeflere veya daha çok başarıya ulaşmak istiyorsanız, ben size bu konuda destek olmaya hazırım.

burakakalin@icloud.com / skype: bacoaching

Sevgiler,

Burak

Yuruyerek Kocluk

yuruyerekkocluk

Kocluk seanslarini yuruyus ile birlestirme fikri kisa bir zaman once yuruyus yaparken aklima geldi, neden olmasin dedim. Aslinda her gun yuruyuse cikiyordum, kocluk da yapiyorum, peki yururken kocluk yapmak nasil bir aktivite?

Yasam koclugu, kisiyi bulundugu yer ile gitmek istedigi yer arasinda bir kopru, bir yol. Yurudugumuzde de bulundugumuz yerden, gitmek istedigimiz yere dogru yol aliyoruz. Bu durumda her ikisi de bulundugumuz yerden gitmek istedigimiz yere varmak icin yaptigimiz birer aktivite, eylem, bir arac. Hem yuruyus hem kocluk, her iki yolda da bedenimiz; duygularimiz, dusuncelerimiz, davranislarimiz, ruh halimizi olumlu anlamda degisiyor, donusuyor. Ikisini birlestirmek, yani hem yuruyus hem koclugu ayni anda yapmak nasil bir sey? Denemeden bilemezsiniz 🙂

Yasam koclugunun ve yuruyus aktivitesinin faydalarini birlestirdigimde ikisinin birlikte fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak daha guclu etkilerinin oldugunu tecrube ediyorum.

Yurumek kaslari calistiracagindan kan dolasimini hizlandirir ve bedeni sakinlestirip enerjisini tekrar kazandirir. Yuruyus, oksijen ve sekerin beyninize daha verimini erismesini saglayacagindan, zihninizi daha fazla calistirir. Bu da zihninizin rahatlamasini saglar, zihninizin ve dusuncelerinizin netligini arttirir yani daha hizli ve net focuslanmanizi saglar. Mutluluk hormonu olan endorfin salgilanmasi da bonus olarak yaniniza kalir.

Acik havada yapacaginiz bir yuruyus cevreniz ile olan farkindaliginizi arttirip, butun duyularinizi kullanmanizi saglayacagi icin, sakinlestirici etkisi olacaktir. Sakinlestirici etki problem cozmeye ve bunu yaparken yaratici olmanizi saglar. Kocluk sayesinde de karsilastiginiz problemlere daha once dusunemediginiz bir acidan yaklasabilir, cozum icin sahip oldugunuz kaynaklariniza daha istekli ve motive erisebilirsiniz. Hayatiniza dogru yerden bakmak, dogru secimler yapmak ve harekete gecmek koclugun size kazandiracaklari olacaktir.

Londra’da olanlar icin, koclugu yuruyerek deneyimlemek isterseniz, bana burakakalin@icloud.com adresine mail atarak ulasabilirsiniz.

Sevgiler,

Burak

Sikayetle basa cikmak icin kocluk yaklasimi – Peki istegin nedir?

 

Bir insan gunde ortalama 15-30 kere sikayet eder. Bir kisiyi sikayetci olarak isimlendirmeden once sikayet etmenin psikolojisini anlamak dogru olacaktir. Sikayet etmek sikayet eden icin psikolojik olarak rahatlatlatici bir ‘iyi hissetme’ etkisi yaratmaktadir. Insanlar icin temel ihtiyaclarindan birisi ‘digerleri ile baglanti kurmak, baglanma arzusu’dur. Insanlar sikayet etmeyi gercekte yakinlik olusturmak icin kullanmaktadirlar. Mesela asansorde tanimadiginiz insanlarla iletisime gecmenin yolunu arariz ve bunun icin bircogumuz havanin ne kadar sicak veya soguk oldugundan bahseder yani sikayet ederiz. Havaalaninda ucagin gec kalmasindan bahsederiz yanimizdaki tanimadigimiz yabanci ile iletisime gecmek icin. Sikayet ayni zamanda iletisime gecmek istedigimiz kisi ile aramizda bag yaratmaya – dayanisma olusturmamiza zemin olur. Okumaya devam et

Kariyeriniz derinliklerinde gizli kalmis yetenekler, beceriler olabilir

Career.jpg

Yeteneklerimizin ne kadar farkindayiz? Yetenek, yetkinlik, beceri bircok kavram var konusulan yazilan, okudugumuz, bize soylenenler. Peki biz kendimizi ne kadar taniyoruz? Kariyer hikayemizi ne kadar onemsiyoruz. Sadece bir CV ile veya ruzgarin bizi nereye goturdugune, savurduguna gore mi, yoksa planladigimiz bir kariyer yolculugunun detaylarinda bilincli tercihlerimizle mi sekilleniyor kariyerimiz? Okumaya devam et

İK İş Ortağı: Pösteki saymak veya Karar almak

Kaynak
HR Business Partner rolü aslında ne kadar kritik ve önemli bir pozisyon, öyle değil mi? Peki neden hala bir çok organizasyonda HR Business Partner olarak işe alınan çalışanlar, katma değersiz işler ile uğraşıyorlar? Bu işler neler? Okumaya devam et

Ben bu ekibin bir parçası olmak istiyor muyum?

 

Bugünkü yazımda çalışanları iş yerlerindeki başarılarını etkileyen ancak görünmeyen güçlerden bahsedeceğim 🙂 hayaletlerden değil tabiki, merak etmeyin! Öyle birşeyki bu, işinizde son derece mutlu, üretken, bağlı hissettirebilir sizi. Sizi rahatsız eden onca olay, konu, kişi sizi etkilemeyebilir.

Okumaya devam et

CV Önyazısı; Kim okur ki?

‘Kim okur ki?’ diye düşünmemenizi tavsiye ederim, çünkü özgeçmişlerin önüne yazılan, veya e-mail ile iletilen “ön yazılar” (CV Cover Letter) çok da güzel okunuyor. Ön yazının doğru ve etkileyici olarak yazılması işe alım süreciniz için olumlu bir izlenim bırakacaktır. Peki ön yazılar nasıl okunuyor? Okuyan işe alım uzmanı ve yönetici sıkılarak mı okuyor, heyecanlı bir hikayeyi okursun da devamını merak edersin gibi mi? Bu tamamen yazılan ön yazının içeriğine ve yazım stiline bağlı. Okumaya devam et

Günümüzde etik ve temiz yazı yazmak

etik-badge

Sevgili Okurlarım merhaba,

İK Bloggerları 22 Ekim 2016 tarihinde çok anlamlı bir toplantı, bir beyin fırtınası yaptılar. Toplantının öncülüğünü Melis Varan Tiftikçi arkadaşımız yaptı, katılan emek veren herkesin eline sağlık. Ben katılamadım ancak bu toplantıyı ve çıktısını takip edebildim.

Bu toplantının ilk çıktısı, bir etik manifestosu hazırlamak oldu, #ikblogetikleri

Etik İlkeleri ben de kabul ediyor ve altına imzamı atıyorum. İşte İK Blog etik kodumuz:

Özgürlük: Düşünce, üslup ve içerik özgürlüğüne saygı duyarız.

Dürüstlük: Alıntıları ve esinlenmeleri belirtiriz.

Bağımsızlık: Blogger’lıktan çıkar gözetmeyiz.

Nesnellik: Eleştirilerimizi gerekçeli ve tarafsız yaparız.

Saygı: Cinsiyet, yaş, etnik köken, din, mezhep gibi farklılıkları zenginlik olarak görür, değer veririz.

Yenilikçilik: Yenilikleri araştırır, öğrenir, geliştirir ve paylaşırız.

Bu çalışmada emeği geçen tüm ik blog yazarlarına teşekkürler.

sevgiler

Burak