Ego’muzun sesi, sabotörlerimize dikkat

“Özür dilerim” veya “pardon hata yapmışım” demek. “Zırhlarımızı port-mantoya asmak” çok mu zor?

egoEn son ne zaman özür dilediniz çalışma arkadaşınızdan? En son ne zaman ekibinizin önünde bir pazartesi toplantısında hatanızı kabul ettiniz ve “pardon ben yanlış yaptım, üzgünüm” dediniz? Bunları gönülden yaptığımızda veya söylediğimizde ne olacak? Hayat daha da mı zor yoksa daha mı kolay olacak? Bundan bizi alıkoyan nedir? Continue reading

Gelişim alanı mı? benim mi? hiç işim olmaz.

Gelişim alanı konfor alanımızın hemen dışında olan bir yer, farkında olsak da olmasak da tüm insanların yanıbaşında bazen bir cehennem, bazen bir bahçe, nehir, uçurum, nasıl isimlendirirsek isimlendirelim, rahat olmadığımız, öğrenmeye henüz başladığımız, tökezleyebildiğimiz, rahat hissetmediğimiz, konforsuz biryer.

Herhalde hayatta konforlu olup gelişim gösterdiğimiz tek yer ana rahmi, orası da geçici bir süre, hem zaten keyfine varamadan da çıkıveriyoruz bu konforlu alanın dışına 😊

Bunun dışında kalan zamanımızın ne kadarını ana kucağı gibi konfor alanı içinde, ne kadarını bu alanın dışında geçiriyoruz, işte başarının anahtarı burada gizli!

Continue reading

Uzak durma donarsın, yakın olma yanarsın!

uzakdurmadonarsınyakınolmayanarsın2Bu yazımın başlığı aslında şaka ile karışık bir söylem. Yakından tanıdığım eski bir yöneticinin şaka ile karışık yönetim felsefesi de diyebilirim. Çalışanlar ile yöneticileri arasındaki ilişkinin temelleri üzerine yazacağım bugün, yöneticilerin çalışanlarının kişiliğini anlamaları ve buna göre davranmaları üzerine.

Bugünkü metafor “Güneş”. Yaklaşınca yanabilirsin, uzaklaşınca da donabilirsin. Mesafeni çok iyi kollaman gerekiyor. Şaka bir yana, çalışanlar ve performansları üzerine yapılan araştırmalara göre, yöneticilerin çalışanların kişiliklerini tanımaları ve bilmeleri, ve buna göre çalışanlarına yaklaşmaları, onların performanslarını olumlu anlamda yükseltmekte. Sadece performans değil, bağlılık, motivasyon gibi kavramlar da bu ilişkiden olumlu olarak etkileniyor. Continue reading

Evet, tüm şartları yerine getirdim! artık level atlamalıyım!

nextgengames

Bu yazımda yeni nesil çalışanların sürekli yükselme isteği nasıl tetikleniyor kendi bakış açım ile bundan kısaca bahsetmek istiyorum. Bu yazı, “Fırlatma Öncesi Tüm Sistemler Hazır mı?” isimli yazımda bahsettiğim meşhur terfi sistemi ile direk alakalı ve devamı niteliğinde.

Evet devam, o işe aldığın yeni yetenek (yeni nesil, genç yetenek, discover) 15 yaşında iş kurabilecek potansiyele vizyona sahip genç yeteneğe ne diyor terfi sistemi: ‘sen 2 sene sonra ancak kıdemli uzman, bir 2-3 sene sonra yönetici, sonra müdür, sonra kıdemlisi, ve devamı olabilirsin’ diyor. “Ben demiyorum ama sistem diyor” diyenleri duyuyorum. Evet allahtan sistem diye birisi var, demesek de bu genç yetenek bunu içeride çalışırken görüyor, öğreniyor

O kadar üretken ve istekli ki aslında, yaratmaya, yapmaya odaklı. Bu TUTKU durduğu yerde nasıl durabilir, hele de başarılı ise, ve bu başarısı takdir görüyor, ve en önemlisi kendisi de bunun farkındaysa, o zaman daha fazla sorumluluk almak için atılıyor!… Continue reading

Farkında olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu

Bana sorarsanız insanları birbirinden ayıran en önemli nokta bu, kaynakları nasıl değerlendirdiğimiz.

Her insan özünde tam, bütün ve istediğini yapabilecek tüm kaynaklara sahiptir. Bunun ya farkındadır ya da değildir.

Kaynaklar sadece bütçe, araç, gereç gibi maddi değil; bir fikir, bakış açısı, kararlı olmak, cesur olmak, tutkulu çalışmak, enerji, işbirliği gibi daha çok bizi biz yapacak değerlerdir de aynı zamanda.

Kaynaklara bu şekilde yaklaştığımda, farkında olanlar olmayanlar, konu daha da bir netleşiyor.

sense of resources

Farkında olmayanlar; “böyle gelmiş böyle gitmiş veya gider” diyenler.

Hayatı kendi kaynakları ile yaşayamamak, yaşamamak… Buna şahit olmak bile bir sorumluluk bizler için. Lütfen böyle tanıdığınız kişiler varsa sağınızda solunuzda destek olun farkına vardırın. Bunun için de en iyi yöntem “yapıcı bir geri bildirim”.

Farkında olanlar; işte burada bilinçli bir seçim yapıyoruz çünkü farkındayız. “Böyle gelmiş, böyle gitmez”dedirtiyor bu bana.

Kaynaklarımızın, onu nasıl kullanacağımızın farkındayız. Hayal kurup, commit ederek, kendi atılımımız için de kullanabiliriz ya da farkında olmayanların bilinçsizce yaptıkları gibi potansiyelimizi minimumda kullanıp, hedeflerimizin, amacımızın çok daha azını gerçekleştirip, yine de “başarılı” olup farkındalığımızı, limitlerimizi daha da sınırlarız.

Hayatımızda, farkında olduklarımız için, alternatifleri üretmek ve bilinçli seçim yapmak bizim elimizde.

Sevgiler
Burak

Gizem Özen

13076655_10209024422991803_4785291944496440247_n

View original post