Bizi içine çeken drama üçgeninden kurtulabiliriz

İnsan sosyal bir canlı ve sosyal ilişkilerimizi en aza indirgemek zorunda kaldığımız bir dönemden geçmekteyiz, tabii sağlık nedeniyle ve zorunlu olarak. Umarım en kısa zamanda kurtuluruz bu salgından. Evet bu dönemde söyleyegeldiğimiz “insan sosyal bir canlıdır” tanımının gerçekliğini derinden yaşadık. Buna inancımızı pekiştirdikten sonra bahsetmek istediğim konu aslında sosyal ilişkilerimizde sık sık karşımıza çıkan, insanların içinde bulundukları duruma göre farkında olmadan girdikleri rolleri de içeren, her gün her an içine düşebileceğimiz bir yapıdan bahsedeceğim – drama üçgeni.

Karpman’ı anmadan olmaz, Steven Karpman 1968’te bu modeli ortaya koyuyor. Bu modeli incelediğimizde anlıyoruz ki bizler hem ev hem iş hayatında modelde bahsedilen rollere girerek darama üçgenine düşüyoruz. Bermuda şeytan üçgeni metafor‘u geliyor hemen aklıma bunu yazarken ya da çöldeki kum bataklığı – görünmez ama içine girince seni aşağı doğru çeker ya! Drama üçgenini farketmek de ve içine düşünce çıkmak ta zor mu zor, ama imkansız da değil.

Drama üçgeni ne zaman ortaya çıkıyor. Cevap basit; stresli, kaygılı durumlarda sempatik sinir sistemimizin tepkileri olan don, kaç, saldır davranışları veya memnun et davranışlarına girdiğimizde bilelim ki drama üçgeninin içindeyiz. Bu modlara herkes girecek diye bir kural yok tabii, sinir sistemi dengede olan, kaygıları olmayan, stres yaşamayan kişiler büyük ihtimalle bu üçgenin yanından, uzağından ya da üçgene teğet geçiyor olabilir 🙂 (eğri ya da daire olsaydı teğet daha anlamlı olurdu)

Drama üçgeninin her bir köşesi içine girdiğimiz bir rolü temsil ediyor. 3 rol var. Bu üçgenin kötü tarafı hangi rolü üstlenirseniz üstlenin kazananı yok.

Drama üçgeninin birinci köşesinde “kurban”, ikinci köşesinde “kurtarıcı” ve üçüncü köşesinde ise “suçlayıcı (ya da zalim)” var.

Eğer bir kurtarıcı arıyorsanız, farkında olmadan da kurban rolüne girmişsiniz demektir.

The Power of TED

Burada modeli uzun uzun anlatmaktansa modeldeki rollerden birisine düşünce ne hissediyoruz, duygularım ne, ne düşünüyoruz, nasıl davranıyoruz analizine bakmak daha anlamlı olabilir.

Kaynak: The Power of TED

Kurban, kurtarıcı, suçlayıcı rollerinden birisine özel, ev, iş hayatımızda kesin düşmüşüzdür. Buradaki amacım bunun yanlış olduğunu, “aman niye düştünüz bu üçgene” demek değil, bu üçgene girdikten sonra farkedelim ve nasıl çıkacağımızı düşünelim, çıkmak için aksiyona geçelim gibi konuları tetiklemek aslında.

İki çeşit drama var, birincisi bizi daha fazla dramaya sokan drama, ikincisi yeni ve yapıcı bir zihniyete götüren drama

The Power of TED

Eğer içine girdiğimiz rollerden (kurban, kurtarıcı, suçlayıcı) yani drama üçgeninden çıkmak istiyorsak ki bu üçgendeki rollerin hiçbirisi için olumlu sonuç ya da kazanılan bir zafer yok, biz ikinci çeşit dramayı seçeceğiz tabii. Yanii zihniyetimizi, bakış açımızı değiştirecek şekilde tekrar yeniden başlayacağız. Peki bunu nasıl yapabiliriz?

Burada yazdıklarımı siz de bulabilirsiniz araştırdığınızda, önemli olan bilmek değil, uygulamak bunu unutmayalım.

Üçgende olmak iyi hissettirebilir. Kurban rolündeyken zararsız, masum hissederiz. Suçlayıcı rolünde kendimizi güçlü, özgüvenli hissedebiliriz. Kurtarıcı olarak ise erdemli, adil, doğruyuzdur. Tüm bunlar güzel duygular gibi ama bu üçgenin kazananı yok. Üçgende sıkışıp sürekli olarak kalmak, hayatımız boyunca işlevsiz ve toksik ilişkileri tekrarlamamıza neden olabilir.

Siz drama üçgeninde kendinizi hangi rollerde görüyorsunuz?

Kendimizi üçgende herhangi bir rolde farkettiğimizde üçgenden çıkmak için takip edebileceğimiz bir klavuz var. Burada paylaşmak istiyorum ama dediğim gibi okumak anlamak kolay fakat yapmadıktan sonra, uygulamadıktan sonra bilmiyorsunuzdur. Uygulaması, anlamak kadar kolay olamıyor tabii.

Aslında yine üçgen üzerinden gideceğiz, hangi role girerek üçgene girdiyseniz sizi üçgenden çıkaracak düşünceleri, duyguları ve davranışları göstermek ve bunları samimi olarak yapmak önemli.

Kaynak: The Power of TED

Hadi gelin bir örnek yapalım.

“Mesela bir şirkette çalışıyorum ve terfi edemediğim için şirketi, yöneticimi ve insan kaynakları politikalarını suçluyorum. Şikayet ediyorum. Kurban rolündeyim artık. Zaten bu şirket böyle, elimden birşey gelmez, yiye terfi etmek istedim yine olmadı. Beni terfi ettirmeyecekler. Çaresizim ve benim değerimi anlamıyorlar. O yöneticim yok mu, beni görmezden geliyor, deli gibi çalışıyorum, bana değer vermiyor. Yöneticim bunu yaparsa ben kendimi nasıl gösterip terfi edeceğim. Artık imkansız. Bir de yeni bir çalışan aldılar, benden daha tecrübesiz benimle aynı rolde. Bu haksızlık. Yardım edecek mişim, çok beklerler. Ucundan tutarım o kadar. Patlarsa patlasın, benden bu kadar. Çalış çalış karşılığı yok…”

Tanıdık geliyor mu? Burda başroldeki kişinin “kurban” rolüne girdiğini ve kendi kendini yediğini görmek için derin bir analiz yapmaya gerek yok. İş hayatında bu tuzağa düşmedim demek gerçekçi olmayacaktır.

Peki “kurban” rolündeki kişi nasıl düşünerek ve hangi duygularla davranarak bu üçgenden çıkabilir. Adaptive bir dönüşümden geçmesi gerektiği kesin. İşi zor yapan da bu zaten.

Kurban olan kişi “tepki veren kişi olmaktan, seçim yapan kişi olmaya” geçtiği zaman üçgenden kurtulmaya başlar. Terfi etmek istedim olmadı, bu olabilir, birden fazla kez denedim olmadı, demekki birşeyleri farklı yapmam gerekiyor. Bu ne olabilir? Arkadaşlarımdan, yöneticimden, beraber çalıştığım kişilerden geri bildirim isteyebilirim – kör noktalarımı aydınlatmak için. Bu sürekli gelişimim için terfi etmekten daha önemi, buna odaklanacağım. Gelişimim için, gelecek için umutluyum. Kendime ilham almak için hedefler belirleyeceğim, bir koç ile çalışacağım ki bana kör noktalarımı keşfetmem için, hedeflerime emin adım gitmem için yardımcı olsun. Tüm bunları bir gelişim planı oluşturarak yavaş yavaş yapacağım. Hedefime ulaşacağıma eminim.

Şimdi hangisi daha iyi hissettiriyor. Kurban olan kişi mi, Yaratıcı olan kişi mi geleceğini kendi ellerinde seçim yaparak tutuyor ve geleceğinin tek sorumlusu?

Siz drama üçgeninde kendinizi hangi rollerde görüyorsunuz? Üçgenden nasıl çıkacaksınız?

Sevgiler,

Burak Akalin, Lider ve Yaşam Koçu

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s