Ego’muzun sesi, sabotörlerimize dikkat

“Özür dilerim” veya “pardon hata yapmışım” demek. “Zırhlarımızı port-mantoya asmak” çok mu zor?

egoEn son ne zaman özür dilediniz çalışma arkadaşınızdan? En son ne zaman ekibinizin önünde bir pazartesi toplantısında hatanızı kabul ettiniz ve “pardon ben yanlış yaptım, üzgünüm” dediniz? Bunları gönülden yaptığımızda veya söylediğimizde ne olacak? Hayat daha da mı zor yoksa daha mı kolay olacak? Bundan bizi alıkoyan nedir? Continue reading

Hastalık mevsimi ve evden çalışmak

İlkbahar çok güzel, ancak şu kıştan ilkbahara geçiş yok mu, insanı hasta ediyor. Hava bir sıcak, bir soğuk, bir rüzgarlı. Ben de çarpıldım ve hastalandım maalesef, bu nedenle de bir süredir yazamadım. İlk aklıma gelen de bu konu oldu. Hastalık mevsiminin İK ile ne alakası var diyebilirsiniz, mevsim olarak yok tabii ama insan olarak var:)

Tabii burada konumuz çalışan insanlar ve onların çalıştığı şirketler. Hastalık (grip, nezle, vb) hem bir bahane hem doğal bir süreç. Biz hastalanmasak çocuklarımız sevdiklerimiz hastalanıyor ve dolayısı ile endişeleniyoruz, onların yanında olmak istiyoruz. Gönül ister ki hiç hastalanmasın kimse.

Çeşitlilik (diversity), günümüzde şirketlerin önem verdiği ve önceliklendirdiği bir konu. Hastalıkla ne alakası var çeşitliliğin? Nasıl olmaz, var tabii! Continue reading

Mutsuz çalışan yoktur.

Bu sabah metroda işime gidiyorum her gün yaptığım gibi. Şans eseri oturacak bir yer buldum, açtım kitabımı okuyorum. Okuduğum kitap ‘Her Şeyin Başı Blog’. Bu blogumun ilk yazısı, heyecan var tabii ama nereye kadar? diyorum kendi kendime ve aklıma gelenleri yazmaya başlıyorum. Bir yandan da bu kitabı okumaya başladım, blog nedir, nasıl yazılır, nelere dikkat etmek gerekir gibi sorulara çok güzel cevaplar buluyorum Salih Seçkin Sevinç’in kitabında.
Bu arada bu kitap ile de geçen haftaki MCT’nin İK Zirvesinde karşılaştım ve hemen aldım. Tamamen tesadüf, aklımda bile yoktu. Bu nedenle yazılarım da şimdilik tamamen doğaçlama olacak, konular karşıma çıktıkça, aklıma geldikçe yazacağım. Eğlenceli olacağa benziyor, doğaçlama dediysem öyle her konuda değil, sizlerle ortak noktamız İnsan Kaynakları olacak. Dile kolay 16 yıllık İK Kariyeri, şirketler, görevler, terfiler, hedefler, süreçler, sistemler, kararlar, olurlar, olmazlar, doğrular, yanlışlar, değişimler…dolmuşum tabii, bugüne kadar da hiç yazmamışım, çıkıverdi birden bire içimdeki bloglama aşkı. Bakalım göreceğiz nereye gidecek bu iş. Yine sloganım olan ‘nereye kadar?’ diyerek, uzatmadan hikayeme devam ediyorum.

Continue reading