Konfor alanında başarı, başarı mıdır?

Gerçekte önceden planlayarak ve öngörerek gerçekleştirilen bir hedef başarı mıdır?

Başarılıp başarılamayacağı düşünülerek, tamamlanabilecek bir hedefi gerçekleştirmek insanı geliştirir mi? Yoksa zahmetsizce zaten kuvvetli olan kaslarımızı çalıştırdığımız, bildiğimiz bir alanda bilindik bir oyunu oynamak mıdır bu?

Hedeflerimizi koyarken bilinmezleri ortadan kaldırmak, değişkenleri minimize etmek doğal seçim şekli olabiliyor. Çalışırken beklenmeyen bir durum ile karşılaşıldığında korkabiliyoruz, rahatsız olabiliyoruz, bilinmezliğin görünür olması için beklemeyi tercih edebiliyoruz ki bildiğimiz tanıdığımız hale gelsin. Bunlar bazen işe yarayabilir ama hepsi de aynı yere çıkar değil mi? Konfor alanlarımızda konforlu gezintiler, bildik davranışlar, bildik problemler ve çözümleri, zaten sahip olunan kaynakların sürekli kullanılması.

comfort-zoneKonfor alanımız sınırları dahilinde  hedeflediğimiz her neyse, oraya ulaşmak bir rutinden başka birşey olmuyor. Bir dakika, çok güzel ve hızlı oluyor ama, hiç hata olmuyor, problem ortaya çıkar çıkmaz çözüyorum hatta oluşmadan önlemlerimi alıyorum…bu açıdan bakınca mükemmel.

Evet aynen öyle, e bu yüzden ismine konfor demişler, konforluyum yani. Rahatım, herşey bildik, sahip olduğum becerileri kullanıyorum hep, sıkıntı yok “benim açımdan”, herkes beni biliyor, problemler de beni biliyor ve tanıyor sanki çözülmek için bana geliyorlar, sanki performansımın zirvesindeyim…

Nereye kadar? Konfor alanının bittiği çizgiye çarpana kadar. Kimisi oraya yaklaşmaz bile, kimisi de “cesaretli”, içerde sıkılır, o sınırı görmek aşmak ister tıpkı bir çocuk gibi. İşte buna izin verin, bunu yapın, asıl başarı o alanın dışında. Bırakın orada hatalar yapın, kendinize izin verin.

O alanın içinde egomuz tavan, yetenekler parlıyor, bunlar güzel ama bir süre, zamanınızın belirli bir kısmını burada geçirmeye gayret edin, önemli bir kısmını da dışarısında.

Konfor alanından dışarı çıkmak nasıl birşey? Pazar günü sabah erkenden kalkıp, herkes uyurken, dışarı çıkıp yürümeye benzer bana göre:) Size göre başka birşey olabilir tabii. İçimizden bir sesin bizim harekete geçmemizi engellediğini düşünün, işte o ses bizi konfor alanında, güvenli limanda tutmaya çalışıyor, dışarı çıkabilmek size kalmış. Fırtınalı havada denize açılmak gibi birşey, yapmaktan korktuğunuz birşeyi yapmak gibi birşey bu. Bildik kaynaklarımızla, öğrendiğimiz bildiğimiz becerilerimizle yapacağımız herşey konfor alanının içinde kalır arkadaşlar.

Yeni bir bilgi, yeni bir deneyim, yeni bir tecrübe, sonunda hata olan ilk defa yapacaklarımız konfor alanının dışı demektir. Yeni bir hayat, görmedik yerlere gitmek, yeni bir işe başlamak, Ülke değiştirmek, ilk defa anne baba olmak, evlenmek, üniversiteye başlamak, yeni bir mesleğe başlamak… herşey yeni, bildik problem çözüm yok…bunlar konfor alanının dışı işte.

Bizim konfor alanının dışına çıkmamıza engel olan bariyerler de sabatörlerimiz, içsel engellerimiz. Bu cümleler tanıdık geliyor mu?

  • “Boşver şimdi sonra yaparsın”
  • “toplantıda senden tecrübeliler var, konuşma bilmeden, dinle, fikirlerini sonra emin olunca söylersin”
  • “saçmalama, bunu söylersen herkes sana güler, komik olursun”
  • “sadece bu mu geliyor aklına, boşver”
  • “bunu daha önce yapmışlardır, sadece senin aklına mı gelecek bunlar, adamlar aptal mı”
  • “Boşver, denedik olmadı”
  • “o kız sana bakar mı olm hiç,  baksana”
  • “boşver şimdi başına iş alma, söylersen sana kalacak”
  • “görmezden gel, boşver şimdi geri bildirim vereceksin yanlış anlayacak, bir sürü dert ondan sonra uğraş dur”
  • “atacağım valla, anlattık anlamıyor, ben onun yaşındayken tak diye anlardım yapardım herşeyi, bana plug and play adam lazım”

Bunları bilmek tanımlamak çok önemli, çünkü bu sabatörler sizin bir adım ileri gitmemize engel oluyorlar. Baksanıza seslerin, sözlerin tamamı engellemeye yönelik, durdurmaya yönelik, hareket etmemeye yönelik.

Herkesin kafasında bu sesler var ve çevresinde bu sözleri söyleyen sabatörce konuşan arkadaşları var, kötü niyetli değiller sadece bizi koruduklarını düşünüyorlar ama tam da öyle değil…

Bu durumun içinden çıkmak sizin elinizde, sabatörlerinizi fark edip, hedeflerinize doğru yol almak sizin elinizde.

Uzunca bir süredir hedeflerini sabote eden kişilere, yöneticilere koçluk yapıyorum. Müşterilerimin zihinlerindeki kendi kendini sabote etme motifleri o kadar zengin ki, aslında insanlar çok yaratıcı ve potansiyelleri inanılmaz ama yön tam tersine, yani hareketi durdurmaya yönelik.

Sabatörlerinizi tanıyın, seslerine kulak vermeyin, bakın hedeflerinize nasıl ulaşacaksınız.

Benden destek isterseniz ben buradayım. burakakalin@icloud.com

Burak Akalin

#ikblogger

Sevgiler

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s