Stres ile başa çıkmanın en etkili yolu

Stresle başa çıkmanın en etkili yolu nedir?

Tatil ve bayram hareketlenmesini yaşadığımız bugünlerde çevremdeki herkes biraz dinlenebilmek, kafasını boşaltabilmek, önümüzdeki 4-5 gun içinde rahatlayabilmenin yollarını arıyor. Günümüz dünyasında tatilleri bu kadar hasretle beklememizin elbet bir sebebi var, bence en belirgin sebeplerinden biri, hepimizin hayatında olan STRES.

@burakakalincoaching

‘Stres yaşamıyorum’ diyenimiz var mıdır bilmiyorum. Yaşantımızın her anında, iş hayatında, okulda, evde, trafikte, sürekli strese maruz kalıyoruz veya bırakılıyoruz. Büyük küçük demeden farklı konular bize dert kaynağı olabiliyor. Yöneticimizin bir sözü veya bakışı, çocuğumuzun ödevini zamanında yapmaması, geç yatmak, erken uyanmak ve uykusuzluk, tuttuğumuz takımın maçı, havanın çok sıcak olması, soğuk veya yağmurlu olması, katılacağımız önemli bir toplantı, yapacağımız performans görüşmesi, terfi beklentisi, almayı hedefledigimiz zam, hayalimizdeki arabanın modeli ve ne zaman alabileceğimiz, tatile nereye gidecegimiz, otel seçimi gibi kendi bireysel küçük sorunlarımızdan tutun da küresel ısınma, dünyamızın nereye gittiği, çocuklarımıza bırakacağımız dünya, S300’ler, Amerika’nın tutumu, ülkeler arasındaki diplomatik oyunlar gibi global konulara kadar bu liste daha uzar da uzar.

Stres ile başa çıkmak için önerilen pek çok yöntem var, neredeyse hepsi de bize stresle başa çıkmak için neler yapmamız gerektiğini söyler durur ama çoğunlukla ‘nasıl’ sorusuna yanıt veremez veya neleri yapmamamız gerektiğini söylemez. Benim önerim sanırım biraz farklı. Ne mi? Aslinda stresi kabullenmek, stresin de insan olmamızın gerektirdiği duygulardan biri olduğunu bilmek, stresli ve agresif anlarımızı normallestirmek. Diğer bir deyişle, sadece ana odaklanarak neler yaşadığımızı anlayıp ve hatta yüzleşip stres nedeni olan şeylere karşı direnmemek, daha esnek olabilmek. Aslında belki de bir anlamda ‘mindfulness’ tarifi yaptığımı anlamış olabilirsiniz.

Sanılanın aksine stres düşmanımız değildir. Araştırmalara göre stresin az bir derecesi motivasyon kaynağı olarak gereklidir bile. Karşımıza çıkan stres kaynağını tehdit olarak görmezsek, onu aşmak için bir çaba da göstermeyiz, yani belki bizi daha da yoracak ekstra birşey yapmamıza da gerek kalmaz. Strese sebep olan her neyse ona karşı direnmemek, düşman olarak görmemek ve o anki duygumuzu kabullenmek söylenildigi kadar kolay değil. Bunu yapabilmek biraz çaba ile, sakin bir zihin ve ana odaklanabilmek ile mümkün. Zihnimiz sürekli olarak geçmiş ile gelecek arasında gider gelir. Geçmişte başa çıkamadıklarımızı ve gelecekte başa çıkamayacaklarımızı düşündükçe de strese gireriz. Bu da duygularımızın farkına varmamızı engeller çünkü an’da değilizdir. Duygular an’da kalarak hissedilebilir, yaşanabilir. Geçmiş ve gelecekteki endişelerimiz ve korkularımız daha da fazla stres olmamıza neden olur. Stres sebebi her ne ise sadece sebebe odaklanmamak, an’da yaşadığımız saf duyguya odaklanmak bizim stresi yaşamamızı kolaylaştırır, stresli anın içinden akmamızı ve zarar görmeden (veya cok daha az zarar görerek) geçmemizi sağlar.

Geçmişten veya gelecekten, aklımız her nerede ise, içinde bulunduğumuz ana geri gelerek aklımızı ve kalbimizi ikna etmemiz gerekiyor. Rahatlamış ve odaklanmış bir ruh halimiz olmalı.

Amerika’da yapılan bir araştırmada 30.000 insanın 8 yıl boyunca rapor ettikleri stres durumlarına bakılmış. Onlara, stresin kendilerine zarar verip vermediğine inandıkları sorulmuş. Sonra da bu 8 yılın sonunda kişilerin sağlık durumlarına bakılmış. Çıkan sonuç çok ilginç; yoğun stres rapor eden insanlar, %43 daha fazla sağlık sorunları çekiyor ve ölmeye çok daha meyilli. Ama asıl ilginç olan, bu oran sadece araştırmaya katılan insanlardan, stresin sağlığa zararlı olduğuna inananları için geçerli. Araştırmada, yoğun stres rapor eden fakat sağlıklarına zarar vermeyeceğini düşünen insanlar, ölüm ve sağlik problemleri riskini daha az taşıyanlar.


Kısacası, stresin size zarar vermemesini istiyorsanız buna stres hakkındaki yargılarınızı değiştirerek başlayabilirsiniz. Stres hakkındaki düşüncelerinizi değiştirirseniz, stresin vücudunuzdaki etkilerini de otomatik olarak değiştirirebilirsiniz. Yani stresle başa çıkmanın en iyi yolu olarak öncelikle onun başa çıkılması gereken bir düşman olmadığına inanmamız gerekiyor.

Elbette strese maruz kalacağız. Stres, yaşadığımız hayatlarımızın bir parçası ve stresle beraber yaşamayı kabullenmemiz gerekiyor. Strese bakış açımızı değiştirerek, stresin bize olan etkisini de değistirebiliriz. Aynı şey bizde strese neden olan herşeye karşı olan bakış açımız için de geçerli. Bu bir insan veya olay ise, o insana veya o olaya karşı bakış açımızı değiştirebiliriz. Sonuçta bundan olumlu olarak yararlanacak olan biziz. Şu soruyu da sorabilirsiniz kendinize: Strese neden olan kişiye karşı siz nasıl davranıyorsanız, bu davranışınız sizi daha fazla strese sokacak mı sokmaycak mı? Davranışınız sizi daha fazla stres olmanıza neden olacaksa, bu davranışı sergilemeyin.

Herkesin tatile cıktığı bugünlerde, stresin size uğramadığı, uğrasa da anda kalabildiğiniz ve duygularınızı kucaklayabildiğiniz güneşli günler dilerim…

Kendini sabote edip, potansiyelini limitlemeyi bırak artık

Belki de ilk geribildirimi daha bebekken aldık; ayağımız takılıp yere düştüğümüzde annemizin babamızın gözlerine baktık, düşmeye karşı bir tepki vermeden hemen önce, çevremizdeki tepkinin ne olduğunu anlamak için baktık, duygularımızın doğru olup olmadığını anlamak için baktık. Gördüğümüz tepkiye göre de hareket ettik. Anne babamız acılı bir ifade ile baktıysa ağladık, rahat davrandılarsa da kendi kendimizi sakinleştirdik.

Eğer insan düşünmeyi yürümeden önce öğrenseydi, bir çok insan emeklemeye devam ederdi. Durdururdu kendisini düşünce yere, ayağa kalkıp yeniden yürümeye başlamalı mıyım? Aynı acıyı yeniden yaşamalı mıyım? Zorunda mıyım? İçerden gelecek olan ses “Hayır yapma” derdi ve belki de gerçekten yürümeye başlamamız uzun bir zaman alırdı.

Okumaya devam et

Konfor alanında başarı, başarı mıdır?

Gerçekte önceden planlayarak ve öngörerek gerçekleştirilen bir hedef başarı mıdır?

Başarılıp başarılamayacağı düşünülerek, tamamlanabilecek bir hedefi gerçekleştirmek insanı geliştirir mi? Yoksa zahmetsizce zaten kuvvetli olan kaslarımızı çalıştırdığımız, bildiğimiz bir alanda bilindik bir oyunu oynamak mıdır bu?

Okumaya devam et