Hayallerimiz ve Sabatörlerimiz

coaching.jpg

Koçluk yapmaya başladığımdan beri bazen insanlar bana, anlamak için koçluğun ne olduğunu soruyorlar. Fark ettim ki, aslında basit olan bu soruya bazen çok uzun cevap verebiliyorum. Ben de bunu kendime sordum; “Ben koç olarak ne yapıyorum?”

“Ben koç olarak ne yapıyorum” sorusunu cevaplarken, koçluğun tanımını da yapmış olacağım diye düşündüm ve yazdım, evet bu yazı bu şekilde ortaya çıktı.

Bana göre 3 önemli kavram var;

Birincisi, Hayaller. İkincisi bu hayallerle, kişilerin arasında duran engeller, sabatörler. Üçüncüsü ise harekete geçmek.

Ben, kendilerini mesleki alanda ve yanısıra kişilik olarak da geliştirmek isteyen insanlar için yönetim danışmanlığı ve yaşam koçluğu yapıyorum.

Bireylerle veya takımlarla, hayalleri doğrultusunda belirli hedeflere, daha çok başarıya ve daha iyi yaşam kalitesine nasıl ulaşabilecekleri yönünde çalışıyorum, gittikleri yolda ilerlemelerine yardım ediyorum.

Yani onların hayallerini bulmaları ve bu doğrultuda hedeflerine ulaşmaları yolunda destekliyorum.

Bu kolay bir yol değil. Kendi kendini engelleme yani sabote etme, her bireyde olabilen ve yaygın bir alışkanlık. Koçluk yaparken aslında insanların amaçlarına ulaşmaları yolunda kendilerini nasıl engellediklerini – sabote ettiklerini de görüyorum. Bu yolculuğu zorlu kılan da bu sabatörler, insanı hedefe doğru harekete geçmesini engelliyorlar.

selfsabotage

Bir yerde bir hedef varsa, o hedefe ulaşmaktan sizi alıkoyan ve engel olan sabatörler de o hedefle sizin aranızda cirit atıyor olabilir, bunu açık seçik görebiliyorum bu işi yaparken.

Koç olarak, çalıştığım kişilerin sabatörlerini yani kafalarının içinde yer alan bariyerleri tanımalarına, etkisiz hale getirmelerine ve hedeflerine doğru harekete geçmelerine destek oluyorum.

Sabatörlerinizi tanıyıp, engelleri aşmak, hayallerinize giden yolda yürümek ve koşmak sizin elinizde olan birşey. Ben sadece o yolu aydınlatıyorum.

Özetle; insanların hayalleri doğrultusunda, sabatörlerinin sesine takılmadan harekete geçmelerini, potansiyelleri ile buluşup, karşılarına çıkan engelleri aşmalarını ve hedeflerine ulaşmalarını sağlıyorum.

Eğer, yaşamınız veya kariyeriniz ile ilgili belirli hedeflere veya daha çok başarıya ulaşmak istiyorsanız, ben size bu konuda destek olmaya hazırım.

burakakalin@icloud.com / skype: bacoaching

Sevgiler,

Burak

Kariyeriniz derinliklerinde gizli kalmis yetenekler, beceriler olabilir

Career.jpg

Yeteneklerimizin ne kadar farkindayiz? Yetenek, yetkinlik, beceri bircok kavram var konusulan yazilan, okudugumuz, bize soylenenler. Peki biz kendimizi ne kadar taniyoruz? Kariyer hikayemizi ne kadar onemsiyoruz. Sadece bir CV ile veya ruzgarin bizi nereye goturdugune, savurduguna gore mi, yoksa planladigimiz bir kariyer yolculugunun detaylarinda bilincli tercihlerimizle mi sekilleniyor kariyerimiz? Continue reading

Ben bu ekibin bir parçası olmak istiyor muyum?

 

Bugünkü yazımda çalışanları iş yerlerindeki başarılarını etkileyen ancak görünmeyen güçlerden bahsedeceğim 🙂 hayaletlerden değil tabiki, merak etmeyin! Öyle birşeyki bu, işinizde son derece mutlu, üretken, bağlı hissettirebilir sizi. Sizi rahatsız eden onca olay, konu, kişi sizi etkilemeyebilir.

Continue reading

Fırlatma öncesi tüm sistemler hazır mı?

image

Herşeye sistemsel bakmak bazen o sistemlerin, süreçlerin içinde boğulmamıza neden oluyor. Meta bakış açımız köreldiğinde, bir adım ilerisini görememe tehlikesi ile karşı karşıya kalıyoruz. Sistemler yaratılmak ve değişmek için detayla ihtiyaç var katılıyorum ancak herbir sistemin dokunduğu diğerlerini görmek ve sistemler ağına holistik bakmak değişimden ziyade dönüşüm yaşayabilmek için çok önemli ve kritik. Tırtılın bir adım öteye geçip metamorfoz geçirmesi gibi, kurum ve şirketlerin de dönüşmesi için içinde olunan sistemler bütününe meta bakış yapmaları şart. Heleki atılım yapmayı bekleyen, fırlatma rampasında olan bir uzay mekiği iseniz tüm sistemlerinizin birbiri ile uyumlu işleyip işlemediğine emin olmalısınız; bu hedefe ulaşmak ve sürdürülebilir bir başarı için şart!

Bugün İK Sistemlerinin en gözdesi, herkesin ilk göz ağrısı, tüm çalışanların dilinden düşmeyen, neredeyse her gün, her saat iyi kötü hatırlanan (daha da uzatırdım ama sıkıntı vermek istemem) nam-ı meşhur terfi sisteminden bahsedeceğim.

Continue reading

Terfi etmenin Hızlı & Öfkeli hali

fastandfuriousHemen hemen her şirkette yazılı olmasa da bir terfi sistemi, ödül yönetemi sistemi var. Kimi şirketlerde bu çok detayli bir şekilde yazili, kimilerinde patron gözlemlerine dayalı. Kimisi çok ciddi uyguluyor terfi sürecini, kimisi de yazili da olsa çok umursamıyor, “doğru bildigi kişiyi” gel sen bu işi yaparsın edersin bakış açısı ile yeni rolüne hazırlıyor. Çalışanlar da bir an önce, hızlı bir şekilde terfi etmek istiyor: “hızlı ve öfkeli” filmini andırıyor bana. Continue reading

Sorduğum en seksi soru

Blog takipçilerim, arkadaşlarım bana özellikle bir iş görüşmesinde sorulabilecek en güzel soru hangisi diye sık sık soruyorlar. Ben de, danışanlarıma, bugüne kadarki tecrübelerime dayanarak ve özellikle masanın her iki tarafına odaklanarak düşündüğümde, sormaktan en çok keyif aldığım yani en seksi sorumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugünkü blog yazım soru cevap şeklinde olmayacak bu arada. “Yok şu sorular sorulur, cevabı da böyle verilir” şeklinde her yerde yazılıyor çiziliyor zaten. Özgün, farklı olmak bence her işte çok değerli, soru sorarken de.

Sorulan soru eğer cevap vermeden önce sizi düşündürüyorsa, şöyle bir sallıyorsa o soru hakikatlidir, harbi sorudur, açıkçası ben bu sorular ile ilgileniyorum. 2 tane sorsan tüm görüşme biter ve yeter de zaten. Tabiki sadece soruyu sor, sonra cevabı al otur değil olay, neyse yazının tamamını okursanız anlayacaksınız ne demek istediğimi. Continue reading

Denemek ve hata yapmak konusunda ne derece başarılısınız?

Havuç-Sopa yaklaşımının çöküşü milenyum nesli ile hızlandı. İşe girerken adaylar artık, “kendi kararlarımı ne derece verebileceğim”, “nekadar serbest olabileceğim” gibi sorular sorarak kurum kültürünü test ediyorlar. Bu özellikler beraberinde hata yapmayı getirdiği için şirketler hala buna sıcak bakmıyor. Çünkü hata eşittir kaybedilen zaman ve kazanç.
Malesef hala performansı ölçmede en önemli faktör, hata yapmamak, yani verilen performans hedeflerini harfiyen uygulamak, zamanında yapmak, bitirmek. Hata yaparsak ne olur, zamanında ve istendiği şekilde bitmez hedefler, ozaman hataya yer yok mesajı veriyor bu sistem çalışanlara. Bu sistem artık işlemiyor çünkü hatasız olmak zorunluluğu çalışanların performansını da limitliyor sonra da yok efendim hadi atılım yapalım, rakiplerimizi aşalım geçelim. Bekle geçersin! Continue reading