Çayda dem, “iş yerinde” kıdem!

çaydademişyerindekıdem

Bir rivayete göre kıdem tazminatında yeni sistem şekillenmiş. İstifa edenin de kıdem tazminatı olacakmış. Şimdi işin rengi değişmeye başlayabilir. Kıdem tazminatının bu şekilde serbestleşmesi bonservis metaforunu aklıma getiriyor. Bu karar ile, çalışanların bonservislerini yani “bağlılıklarının kontrolünü” kendi ellerine almaları gibi bir durum olacak.


“Kıdem tazminatımı yakmak istemiyorum”
gibi bir düşünce kalmayacak artık, isteyen çalışan hayal ettiği her neyse, istediği zaman istifa edip kıdem tazminatını alarak şirketinden ayrılabilecek gibi bir tablo var duvarda asılı. Bu tabloyu nasıl okuyacağımız hem çalışanlar, hem de şirketler tarafından odaklanılması gereken bir konu. Ben daha çok bunun şirket çalışan arasındaki bağı, ilişkiyi, alanı nereye evrimleştireceğine odaklanıyorum. Bana göre bundan sonra birbirinden tam zıt yönlerde 3 farklı olası yol var. Continue reading

Fırlatma öncesi tüm sistemler hazır mı?

image

Herşeye sistemsel bakmak bazen o sistemlerin, süreçlerin içinde boğulmamıza neden oluyor. Meta bakış açımız köreldiğinde, bir adım ilerisini görememe tehlikesi ile karşı karşıya kalıyoruz. Sistemler yaratılmak ve değişmek için detayla ihtiyaç var katılıyorum ancak herbir sistemin dokunduğu diğerlerini görmek ve sistemler ağına holistik bakmak değişimden ziyade dönüşüm yaşayabilmek için çok önemli ve kritik. Tırtılın bir adım öteye geçip metamorfoz geçirmesi gibi, kurum ve şirketlerin de dönüşmesi için içinde olunan sistemler bütününe meta bakış yapmaları şart. Heleki atılım yapmayı bekleyen, fırlatma rampasında olan bir uzay mekiği iseniz tüm sistemlerinizin birbiri ile uyumlu işleyip işlemediğine emin olmalısınız; bu hedefe ulaşmak ve sürdürülebilir bir başarı için şart!

Bugün İK Sistemlerinin en gözdesi, herkesin ilk göz ağrısı, tüm çalışanların dilinden düşmeyen, neredeyse her gün, her saat iyi kötü hatırlanan (daha da uzatırdım ama sıkıntı vermek istemem) nam-ı meşhur terfi sisteminden bahsedeceğim.

Continue reading

Terfi etmenin Hızlı & Öfkeli hali

fastandfuriousHemen hemen her şirkette yazılı olmasa da bir terfi sistemi, ödül yönetemi sistemi var. Kimi şirketlerde bu çok detayli bir şekilde yazili, kimilerinde patron gözlemlerine dayalı. Kimisi çok ciddi uyguluyor terfi sürecini, kimisi de yazili da olsa çok umursamıyor, “doğru bildigi kişiyi” gel sen bu işi yaparsın edersin bakış açısı ile yeni rolüne hazırlıyor. Çalışanlar da bir an önce, hızlı bir şekilde terfi etmek istiyor: “hızlı ve öfkeli” filmini andırıyor bana. Continue reading

Bu iş tam Superman’e göre!

supermane gore is.jpg

Bu yazımda, iş ilanlarında belirtilen beklentilerden bahsediyorum. Herhangi bir ilanı biraz dikkatli okuduğunuzda, sanki insan üstü birisini işaret ediyor… kimi acaba? Continue reading

Farkında olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu

Bana sorarsanız insanları birbirinden ayıran en önemli nokta bu, kaynakları nasıl değerlendirdiğimiz.

Her insan özünde tam, bütün ve istediğini yapabilecek tüm kaynaklara sahiptir. Bunun ya farkındadır ya da değildir.

Kaynaklar sadece bütçe, araç, gereç gibi maddi değil; bir fikir, bakış açısı, kararlı olmak, cesur olmak, tutkulu çalışmak, enerji, işbirliği gibi daha çok bizi biz yapacak değerlerdir de aynı zamanda.

Kaynaklara bu şekilde yaklaştığımda, farkında olanlar olmayanlar, konu daha da bir netleşiyor.

sense of resources

Farkında olmayanlar; “böyle gelmiş böyle gitmiş veya gider” diyenler.

Hayatı kendi kaynakları ile yaşayamamak, yaşamamak… Buna şahit olmak bile bir sorumluluk bizler için. Lütfen böyle tanıdığınız kişiler varsa sağınızda solunuzda destek olun farkına vardırın. Bunun için de en iyi yöntem “yapıcı bir geri bildirim”.

Farkında olanlar; işte burada bilinçli bir seçim yapıyoruz çünkü farkındayız. “Böyle gelmiş, böyle gitmez”dedirtiyor bu bana.

Kaynaklarımızın, onu nasıl kullanacağımızın farkındayız. Hayal kurup, commit ederek, kendi atılımımız için de kullanabiliriz ya da farkında olmayanların bilinçsizce yaptıkları gibi potansiyelimizi minimumda kullanıp, hedeflerimizin, amacımızın çok daha azını gerçekleştirip, yine de “başarılı” olup farkındalığımızı, limitlerimizi daha da sınırlarız.

Hayatımızda, farkında olduklarımız için, alternatifleri üretmek ve bilinçli seçim yapmak bizim elimizde.

Sevgiler
Burak

Gizem Özen

13076655_10209024422991803_4785291944496440247_n

View original post

İşe merhaba partisine ücretsiz davetiyem var arkadaşlar!

İşe merhaba partisine ücretsiz davetiyem var arkadaşlar. Nedir bu? Ne zaman? Nasıl bir şeydir? Hangi şirket? sorularını duyar gibiyim!

party.JPGBu davet, istediğiniz şirket, hayal ettiğiniz herhangi bir iş, pozisyon için dersem hiç yalan olmaz, hatta şu anki şirketinizdeki çalışmak istediğiniz başka bir pozisyon için geçerli bile olabilir. Önce biraz hayal edelim haydi:

Continue reading

Sorduğum en seksi soru

Blog takipçilerim, arkadaşlarım bana özellikle bir iş görüşmesinde sorulabilecek en güzel soru hangisi diye sık sık soruyorlar. Ben de, danışanlarıma, bugüne kadarki tecrübelerime dayanarak ve özellikle masanın her iki tarafına odaklanarak düşündüğümde, sormaktan en çok keyif aldığım yani en seksi sorumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugünkü blog yazım soru cevap şeklinde olmayacak bu arada. “Yok şu sorular sorulur, cevabı da böyle verilir” şeklinde her yerde yazılıyor çiziliyor zaten. Özgün, farklı olmak bence her işte çok değerli, soru sorarken de.

Sorulan soru eğer cevap vermeden önce sizi düşündürüyorsa, şöyle bir sallıyorsa o soru hakikatlidir, harbi sorudur, açıkçası ben bu sorular ile ilgileniyorum. 2 tane sorsan tüm görüşme biter ve yeter de zaten. Tabiki sadece soruyu sor, sonra cevabı al otur değil olay, neyse yazının tamamını okursanız anlayacaksınız ne demek istediğimi. Continue reading