Skip to content

Denemek ve hata yapmak konusunda ne derece başarılısınız?

1 June 2016

akalinburak

Havuç-Sopa yaklaşımının çöküşü milenyum nesli ile hızlandı. İşe girerken adaylar artık, “kendi kararlarımı ne derece verebileceğim”, “nekadar serbest olabileceğim” gibi sorular sorarak kurum kültürünü test ediyorlar. Bu özellikler beraberinde hata yapmayı getirdiği için şirketler hala buna sıcak bakmıyor. Çünkü hata eşittir kaybedilen zaman ve kazanç.
Malesef hala performansı ölçmede en önemli faktör, hata yapmamak, yani verilen performans hedeflerini harfiyen uygulamak, zamanında yapmak, bitirmek. Hata yaparsak ne olur, zamanında ve istendiği şekilde bitmez hedefler, ozaman hataya yer yok mesajı veriyor bu sistem çalışanlara. Bu sistem artık işlemiyor çünkü hatasız olmak zorunluluğu çalışanların performansını da limitliyor sonra da yok efendim hadi atılım yapalım, rakiplerimizi aşalım geçelim. Bekle geçersin!

Tutkulu ve yüksek performanslı çalışanlar dahi, bu havuç-sopa yaklaşımının getirdiği dengesizliğin farkına vardı artık. Artık havuç eski havuç, sopa da eski sopa değil. Siz hiç fark yaratmak için hata yapmayı özendiren bir performans sistemi gördünüz mü? Kocaman bir HAYIR

Çalışanlarınızın fark yaratmasını istiyorsanız en sadesinden bunun ortamını sağlayın. Bugünkü performans sistemini alın, üzerine şunları ekleyin:

  1. çalışan bir hedefe ulaşmak için hangi farklı ve yeni yöntemleri denedi
  2. nerede fark yarattı? ne eılde etti?
  3. bu farkı yaratırken hangi hataları yaptı ve yeni neler öğrendi?
  4. bu öğrendiklerini nerede uyguladı?

Bunun gibi soruları sorun bakalım çalışanlara, ne fark edecek?

Aynı sistem ile her sene farklı sonuçlar elde etmeyi bekliyoruz, umuyoruz, sizce bunun imkanı var mı? Her sene bir önceki senenin en iyi ihtimalle aynısı aslında, kpi’lar %1-2-5 yukarı gidiyor diye seviniyoruz. Asıl breakthrough (atılım), yaptığınız işi farklı ve daha sade yapmakla elde edilebilir. Çok sade uygulamalar çok farklı sonuçlar alabilir. Soruyu sorma şeklini değiştirdiğiniz zaman bile, özünde aynı soruyu da sorsanız, farklı bir bakış açısı ile farklı bir cevap alırsınız.

Performans yönetim bakış açısı aynı kalırken, başarı ve yüksek performans için sahip olunması gereken beceriler çok hızlı değişti ve değişmeye devam ediyor. Günümüzden sadece 5 sene sonra bugünün iş dünyasında olmazsa olmaz derecede önemli becerilerin 3’te 1’i değişmiş olacak.(kaynak: The 4th Industrial Revolution) Havuç-sopa yöntemi ile hala “aman hata yapma, performansın düşer, bonus alamazsın” mantığı domine ediyor zihinleri malesef. Emin olun bu sistem aynı kalmayacak.
Bu yöntem artık insanların içsel motivasyonlarını dizginliyor, ateşlemek yerine! Extra bir milim dahi gitmelerini sağlayacak enerjiyi vermekten çok uzak kaldı.

  • Şirketler ne derece çalışanlarının ortak bir amaç uğruna hayal kurmalarına,
  • hedeflerini bu hayallerden oluşturmalarına,
  • denemelerine ve hata yapmalarına izin veriyor?
  • hata yapmak nereye kadar tolere ediliyor? veya
  • diğer bir bakışla, kaç yönetici hedeflerine ulaşmak için risk alıp yeni yöntemler deniyor? ve
  • bunu çalışanlarından istiyor, bekliyor, onlara geniş bir alan veriyor?
  • yoksa işyerleri, her sene bir önceki sene ile aynı şeyleri yapan, bana dokunmayan bin yıl yaşasın felsefesi ile kırıp bacağını oturan yöneticiler ve çalışanlarla mı dolu?
  • sizin şirketinizin yüzde kaçı bu kişilerden oluşuyor?
  • çalışanlarınızı harekete geçirmek için ne yapıyorsunuz?

Bu soruları herkesin düşünmesini ve kendisine sormasını isterim gerçekten. Bir de şu soruyu sorun kendinize :

Ben geçtiğim bir sene içinde, daha önce yaptıklarımdan farklı davranarak veya farklı bir yöntem kullanarak gurur duyduğum neyi başardım? nasıl yaptım bunu?

Eğer buna verecek cevabınız sizi tatmin ediyorsa, kocaman bir aferini hak ediyorsunuz, tebrik ederim. Ama buna bir cevabınız yoksa hiç zaman kaybetmeden harekete geçin, çünkü yeni şeyler öğrenmiyorsunuz, gelişmiyorsunuz demektir. Eğer öğrenseydiniz, o yeni şey her neyse, bir araç, bir beceri, bir uğraş onu  kullanır ve yeni şeyler denerdiniz!

Çok uluslu, değişime öncülük eden, çeşitliliğe İK programlarında ön planda yer veren şirketler acaba çalışanlarının hata yaparak öğrenmelerine, yeni yöntemler denemelerine ne kadar göz yumuyorlar? veya gerçekten izin veriyorlar?, bu konuda ne kadar serbest ve özgür hissediyor çalışanları?

“Hata yapmak insana mahsustur” deriz dururuz ama bir çalışan hata yaptığında kaçımız, buna yeni şeyler öğrenme yolu olarak bakarız? Tecrübe ile öğrenmek, hem de içinde hata içeren bir tecrübe, dünyanın en pahalı ama en kalıcı öğrenme yöntemi değil mi? Evet ama bunu verimli olarak kullannıyor muyuz? hatalardan ders alıyor muyuz? Hata yapmanın ceza olmadığı, doğal bir öğrenme metodu olduğu kurumlar her zaman dönüşüme (transformasyon) öncülük etmiş ve başarılı olmuşlar. Çünkü dönüşmenin temelinde tecrübelerden öğrenmek var, bu nedenle bizim “ders almak” dediğimiz ve biraz aşağılama ile söylediğimiz “lessons learned” sürecini çok iyi uyguluyorlar.

Lessons learned, aslında bir proje veya iş sonrasında yapılan hatalardan, yanlışlardan öğrenme metodu. Temelinde “hepimiz hata yapabiliriz, hadi gelin bunları masaya yatıralım ve bir daha yapmamak için, süreçlerimizi iyileştirmek için bu hatalardan faydalanalım” felsefesi yatıyor.

Aslında hatalar çok değerli birer öğrenme aracı ancak çok pahalı, evet. Ama zaten gerçek hayatta bu hatalar oluyor, neden unutulsun faydalanılmasın? Hatalar masaya yatırılıp incelendiğinde, çok detaylı ve değerli bilgiler içeriyorlar, kullanmak genelde kimsenin aklına gelmiyor. Bir düşünün derim.

Bir yöntem var ki, hata yapsak da gerçek hayata yansıyan maliyeti sıfır olan bir öğrenme yöntemi sunuyor bizlere. Öğrenme sürecinde olan bir pilot düşünün. Siz bu pilotun kullandığı ticari uçağa yolcu olarak biner misiniz? Tabiki hayır. Peki o pilotu o uçağa 1.kaptan olarak bindirirler mi? hayır. Her iki sorunun cevabı evet olsaydı, maliyeti çok büyük olurdu, insanların ve şirketlerin hayatının maliyeti hesaplanamaz, çok çok büyük.

Evet, oyun oynamak öğrenmenin maksimum olduğu, risk ve maliyetin gerçeği ile kıyaslandığında sıfır olduğu bir yöntem. İş hayatında da simülasyon uygulamaları karşımıza çıkıyor. Bu konuda bireysel olarak size veya şirketinize yardımcı olabileceğimi düşünüyorum.

  • İş arayanlar için mülakat simülasyonu: seçtiğiniz bir rol için, mülakat oyunu tasarımı ve uygulaması. Çok istediğiniz iş için mülakatınızı şansa bırakmayın. Gerçek olmayan ortamda gerçek mülakat tecrübesini yaşayarak hazırlanın.
  • İşe alım atölyesi: İK çalışanları için uçtan uca işe alım simülasyonu. Şirketlerdeki en kritik İK süreçlerinden birisi olan yeteneklerin belirlenmesi ve seçilmesi yani işe alım sürecini, uygulayarak deneyimleyin.

Yukarıdaki konularda iletişime geçmek isterseniz, burakakalin@icloud.com mail adresime yazabilirsiniz.

Sevgiler.

Burak Akalın

One Comment

Post a comment
  1. June 1, 2016

    Burak selamlar, her yazının sonrasında daha da keyifle devam ediyorum. Kalemine sağlık 🙂

    Liked by 1 person

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s

%d bloggers like this: