Kendimiz için

@burakakalincoaching
Kendine alan yarat

Bazılarımız için bayram; çocukluk anıları ve saf mutluluk demek; kimileri için hergün bayram bayramı dinlenme fırsatı bilip tatile çıkanlarımız da var.

Bayram sizin için her neyi ifade ediyorsa gönlünüzden geçtiği gibi bir bayram geçirmenizi dilerim.
Nasil konumlandırdığınızdan bağımsız; hem bayram; hem de bu haftaki uzun tatil için birkaç önerim var:

  • Bayramlar bir cok güzel değeri hatırladığımız özel günler. Bu vesileyle an’ı yaşamaya gayret ederek şimdiki zamanın bir parçası olmaya çalışın.
  • Hergün kendinize ait kücük bir alan yaratın. Bu her sabah 10 dakikalık meditasyon da olabilir; ya da akşamüstü yürüyüşü de; veya keyif aldığınız bir kitabı okumak da.. Süresine takılmadan; sadece kendinizle kalabileceğiniz bir zamanınız olsun..
  • Hayatta sahip olduklarınız için şükredin; minnettar olun. Sadece nefes alabildiğimiz için bile şükredebilmek; göreceksiniz daha olumlu hissetmenizi sağlayacak.
  • Bazen sadece durmak da bize iyi gelir; yaşadığımız; başımıza gelen herşeyin “insanlik” hali olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
  • Gün içinde durun; kendinizi dinleyin; akışta kalın; beyninizi dinlendiren her ne ise (müzik; spor) onu yapin; ruhunuzu rahatlatın..

Enerjinizin bol olduğu; kendinize iyi baktığınız bir bayram olsun.

Burak Akalin, Sevgiler

@burakakalincoaching

Stres ile başa çıkmanın en etkili yolu

Stresle başa çıkmanın en etkili yolu nedir?

Tatil ve bayram hareketlenmesini yaşadığımız bugünlerde çevremdeki herkes biraz dinlenebilmek, kafasını boşaltabilmek, önümüzdeki 4-5 gun içinde rahatlayabilmenin yollarını arıyor. Günümüz dünyasında tatilleri bu kadar hasretle beklememizin elbet bir sebebi var, bence en belirgin sebeplerinden biri, hepimizin hayatında olan STRES.

@burakakalincoaching

‘Stres yaşamıyorum’ diyenimiz var mıdır bilmiyorum. Yaşantımızın her anında, iş hayatında, okulda, evde, trafikte, sürekli strese maruz kalıyoruz veya bırakılıyoruz. Büyük küçük demeden farklı konular bize dert kaynağı olabiliyor. Yöneticimizin bir sözü veya bakışı, çocuğumuzun ödevini zamanında yapmaması, geç yatmak, erken uyanmak ve uykusuzluk, tuttuğumuz takımın maçı, havanın çok sıcak olması, soğuk veya yağmurlu olması, katılacağımız önemli bir toplantı, yapacağımız performans görüşmesi, terfi beklentisi, almayı hedefledigimiz zam, hayalimizdeki arabanın modeli ve ne zaman alabileceğimiz, tatile nereye gidecegimiz, otel seçimi gibi kendi bireysel küçük sorunlarımızdan tutun da küresel ısınma, dünyamızın nereye gittiği, çocuklarımıza bırakacağımız dünya, S300’ler, Amerika’nın tutumu, ülkeler arasındaki diplomatik oyunlar gibi global konulara kadar bu liste daha uzar da uzar.

Stres ile başa çıkmak için önerilen pek çok yöntem var, neredeyse hepsi de bize stresle başa çıkmak için neler yapmamız gerektiğini söyler durur ama çoğunlukla ‘nasıl’ sorusuna yanıt veremez veya neleri yapmamamız gerektiğini söylemez. Benim önerim sanırım biraz farklı. Ne mi? Aslinda stresi kabullenmek, stresin de insan olmamızın gerektirdiği duygulardan biri olduğunu bilmek, stresli ve agresif anlarımızı normallestirmek. Diğer bir deyişle, sadece ana odaklanarak neler yaşadığımızı anlayıp ve hatta yüzleşip stres nedeni olan şeylere karşı direnmemek, daha esnek olabilmek. Aslında belki de bir anlamda ‘mindfulness’ tarifi yaptığımı anlamış olabilirsiniz.

Sanılanın aksine stres düşmanımız değildir. Araştırmalara göre stresin az bir derecesi motivasyon kaynağı olarak gereklidir bile. Karşımıza çıkan stres kaynağını tehdit olarak görmezsek, onu aşmak için bir çaba da göstermeyiz, yani belki bizi daha da yoracak ekstra birşey yapmamıza da gerek kalmaz. Strese sebep olan her neyse ona karşı direnmemek, düşman olarak görmemek ve o anki duygumuzu kabullenmek söylenildigi kadar kolay değil. Bunu yapabilmek biraz çaba ile, sakin bir zihin ve ana odaklanabilmek ile mümkün. Zihnimiz sürekli olarak geçmiş ile gelecek arasında gider gelir. Geçmişte başa çıkamadıklarımızı ve gelecekte başa çıkamayacaklarımızı düşündükçe de strese gireriz. Bu da duygularımızın farkına varmamızı engeller çünkü an’da değilizdir. Duygular an’da kalarak hissedilebilir, yaşanabilir. Geçmiş ve gelecekteki endişelerimiz ve korkularımız daha da fazla stres olmamıza neden olur. Stres sebebi her ne ise sadece sebebe odaklanmamak, an’da yaşadığımız saf duyguya odaklanmak bizim stresi yaşamamızı kolaylaştırır, stresli anın içinden akmamızı ve zarar görmeden (veya cok daha az zarar görerek) geçmemizi sağlar.

Geçmişten veya gelecekten, aklımız her nerede ise, içinde bulunduğumuz ana geri gelerek aklımızı ve kalbimizi ikna etmemiz gerekiyor. Rahatlamış ve odaklanmış bir ruh halimiz olmalı.

Amerika’da yapılan bir araştırmada 30.000 insanın 8 yıl boyunca rapor ettikleri stres durumlarına bakılmış. Onlara, stresin kendilerine zarar verip vermediğine inandıkları sorulmuş. Sonra da bu 8 yılın sonunda kişilerin sağlık durumlarına bakılmış. Çıkan sonuç çok ilginç; yoğun stres rapor eden insanlar, %43 daha fazla sağlık sorunları çekiyor ve ölmeye çok daha meyilli. Ama asıl ilginç olan, bu oran sadece araştırmaya katılan insanlardan, stresin sağlığa zararlı olduğuna inananları için geçerli. Araştırmada, yoğun stres rapor eden fakat sağlıklarına zarar vermeyeceğini düşünen insanlar, ölüm ve sağlik problemleri riskini daha az taşıyanlar.


Kısacası, stresin size zarar vermemesini istiyorsanız buna stres hakkındaki yargılarınızı değiştirerek başlayabilirsiniz. Stres hakkındaki düşüncelerinizi değiştirirseniz, stresin vücudunuzdaki etkilerini de otomatik olarak değiştirirebilirsiniz. Yani stresle başa çıkmanın en iyi yolu olarak öncelikle onun başa çıkılması gereken bir düşman olmadığına inanmamız gerekiyor.

Elbette strese maruz kalacağız. Stres, yaşadığımız hayatlarımızın bir parçası ve stresle beraber yaşamayı kabullenmemiz gerekiyor. Strese bakış açımızı değiştirerek, stresin bize olan etkisini de değistirebiliriz. Aynı şey bizde strese neden olan herşeye karşı olan bakış açımız için de geçerli. Bu bir insan veya olay ise, o insana veya o olaya karşı bakış açımızı değiştirebiliriz. Sonuçta bundan olumlu olarak yararlanacak olan biziz. Şu soruyu da sorabilirsiniz kendinize: Strese neden olan kişiye karşı siz nasıl davranıyorsanız, bu davranışınız sizi daha fazla strese sokacak mı sokmaycak mı? Davranışınız sizi daha fazla stres olmanıza neden olacaksa, bu davranışı sergilemeyin.

Herkesin tatile cıktığı bugünlerde, stresin size uğramadığı, uğrasa da anda kalabildiğiniz ve duygularınızı kucaklayabildiğiniz güneşli günler dilerim…

Yaşam Çarkı Çalışması

Bugünkü yazımda, koçluk yaparken kullandığım bir araçtan, hayat çarkından veya bir diğer ismi hayat çemberinden bahsedeceğim. Ancak bunu hepimizin sahip olduğu ve bizi durduran bir olgudan bahsederek anlatmak istiyorum. Korkularımız. Genellikle kaçtığımız, karşılaştığımızda ruhumuzun derinliklerine ittiğimiz, bilinçdışında var olan ve bizi yöneten bir olgu, korkularımız. Hani sebebini bilmesek te bazen işyerinde hiç sevmediğimiz beğenmediğimiz birileri olur, iş değiştiririz, yine başka bir beğenmediğimiz kişi veya konu çıkar karşımıza. Ne kadar kaçsak da, bugün yüzleşmediğimiz korkular yarın hiç beklemediğimiz zamanda ve yerde karşımıza çıkıverir. Hiç beklemeyiz çünkü bilinçdışındadır da ondan ve bizi yöneten bilinçdışımız olduğu zamanda da ne zaman ne yapacağını bilmemiz imkansızlaşır. Tabii bu kendimizi tanımadığımız, bilinçdışımızı anlamadığımız ve oralı olmadığımız zaman gerçekleşir.

Bugün kendimizi nasıl daha iyi tanırız? sorusuna cevabını, yaşam çarkını kullarak nasıl yaparızı anlatacağım…

Okumaya devam et

Ben bu ekibin bir parçası olmak istiyor muyum?

 

Bugünkü yazımda çalışanları iş yerlerindeki başarılarını etkileyen ancak görünmeyen güçlerden bahsedeceğim 🙂 hayaletlerden değil tabiki, merak etmeyin! Öyle birşeyki bu, işinizde son derece mutlu, üretken, bağlı hissettirebilir sizi. Sizi rahatsız eden onca olay, konu, kişi sizi etkilemeyebilir.

Okumaya devam et