Hastalık mevsimi ve evden çalışmak

İlkbahar çok güzel, ancak şu kıştan ilkbahara geçiş yok mu, insanı hasta ediyor. Hava bir sıcak, bir soğuk, bir rüzgarlı. Ben de çarpıldım ve hastalandım maalesef, bu nedenle de bir süredir yazamadım. İlk aklıma gelen de bu konu oldu. Hastalık mevsiminin İK ile ne alakası var diyebilirsiniz, mevsim olarak yok tabii ama insan olarak var:)

Tabii burada konumuz çalışan insanlar ve onların çalıştığı şirketler. Hastalık (grip, nezle, vb) hem bir bahane hem doğal bir süreç. Biz hastalanmasak çocuklarımız sevdiklerimiz hastalanıyor ve dolayısı ile endişeleniyoruz, onların yanında olmak istiyoruz. Gönül ister ki hiç hastalanmasın kimse.

Çeşitlilik (diversity), günümüzde şirketlerin önem verdiği ve önceliklendirdiği bir konu. Hastalıkla ne alakası var çeşitliliğin? Nasıl olmaz, var tabii!

Çeşitlilik denince akla ilk gelen bir şirketin çalışanlarının cinsiyet dağılımı olabilir. Bence de bu öncelikli bir konu. Bu konuda şirketler somut adım atmaya başladılar, hala emekleseler de. (cinsiyet çeşitliliğine bir başka yazımda değineceğim)

Konu başlığım ile ilgili olarak, yine her şirketin bir şekilde düşünüp de hayata geçiremediği bir başka çeşitlilik şeklinden bahsetmek istiyorum. Eminim benim gibi şuan evde hasta olan, işe gidemeyen, daha da ilginç olanı, hasta hasta işe giden ve hatta hasta olan çocuğunu-annesini-babasını-eşini evde bırakıp işe giden birçok çalışan var. Esnek çalışma ortamı da çeşitlilik şemsiyesi altında değerlendirilebilecek bir konu. Sayıları çok olmasa da, bunu uzun zamandır uygulayan şirketler var, bu şirketlerin İnsan Kaynakları yöneticilerine sormak iyi bir seçenek olabilir, nasıl fayda sağlamışlar? Kötü örnekler de olabilir tabii ancak bugünkü konumun dışında tutmayı tercih ediyorum.

Şunu bir düşünelim: Şirkete katkıda bulunmak için illaki ofiste oturmaya gerek var mı? (bazı roller vardır ki ofiste olmak şarttır, onlar kapsam dışı maalesef). Esnek çalışma ortamı bence önemli ve direk olumlu sonuçlar alınabilecek bir konu ancak nedense suiistimal edilecekmiş gibi gelebiliyor bu nedenle de uygulaması neredeyse çok az.

Aslına bakarsanız, sonuca odaklandığımızda, yani benden beklenen sonuca varabiliyorsam, ister Starbucks’tan, ister evden, ister ofisten çalışalım sonuca yine bir şekilde gidiyoruz zaten. Bu arada evden gayet güzel çalışılıyor, hem de hiç bölünmeden, odaklanarak, daha yaratıcı düşünerek. Bunlar mümkün. Bu bir zorlama değil tabii isteyen evden isteyen ofisten çalışabilir. Yeter ki işleri sonuçlandıralım. Bu arada İnsan Kaynakları profesyoneli olduğum için, ofisteki entellektüel ortamda olmayı seviyorum, çünkü beni besliyor, kendi başıma çözemediğim kompleks bir sorunu dakikalar içerisinde bir kaç arkadaşım ile konuşarak çözebiliyorum, veya fikir alış verişi sürekli canlı bir ortam olduğundan kendimi canlı hissediyorum. E tabi bunlar benim tercihim.

Evet, bu aralar insanlar hasta olabiliyor, ben illaki çalışma politikanızı tamamen esnetin ve esnek çalışma sistemine geçin diyemem ama, çalışanlarına zor günlerinde daha esnek davranabilir yöneticiler. Şimdi “olur mu ya, kişiye özel mi yapacağız, bizim şirkette esnek çalışma yok ki” ya da “hastalık konusu iş kanununda belirtilmiş, buna göre…” diyenler olacak. (aman kanuna aykırı bir iş yapmayın sakın) Şunu bir düşünün derim; iyi bir yönetici ve lider olmak kolay değil, her şey politikalara ve prosedürlere bağlı olsaydı; uygulamak, uymak, yönetmek çok kolay olurdu değil mi?

Bu “hastaysan git izin al doktordan” demekle veya bu şekilde düşünmekle olmuyor maalesef, son kertede doktora herkes gider zaten. Bu, çalışanınızı yakından tanımakla başlıyor, sürekli olarak iş odaklı olmamakla, yönettiğiniz kişilerin hallerinden anlamakla, onlarla arkadaş olarak da ilişki kurarak oluyor. Hasta bir çalışanınız size bunu söylemeden, halinden anlamakla oluyor.

Bir düşünün, hasta hasta şirkete gelip, çalışan ve zorlanan bir çalışanınıza, o size söylemeden, bunu anlayıp “yarın gelme istersen, dinlen, evden çalış, kötüysen muhakkak bir doktora uğra” desek ne kaybederiz?

Bence kaybetmek yerine kazanırız. Bağlı bir çalışan yaratmış olabiliriz.

Ya da diğer açıdan düşünelim, şirketler bağlılığı önce ölçümlemek sonra da arttırmak için çeşitli aktiviteleri, programları hayata geçiriyorlar, sonra da bir yönetici çıkıp çalışanlarına anlayışlı davranmadığı zaman, ne oluyor? Cevap gayet net aslında. Bağlılık programları hikâye oluyor maalesef. Yöneticisinden anlayış gören bir çalışan mı? Yoksa şirket partisinde, piknikte eğlenen veya eğitimden eğitime koşan bir çalışan mı daha bağlı olur şirketine, daha çok üretir ve mutlu olur? Bağlılığın artmasının, performans, motivasyon artışına ve dolayısı ile şirkete daha fazla kazanç olarak nasıl döneceğini anlatmama gerek yok sanırım.

Burada sadece hastalık bahanesiyle yazmaya çalıştım, bunun çalışanlara dokunduğunu ve hatta çalışan bağlılığını olumlu olumsuz etkileyebileceğinden bahsetmek istedim ve bunu çeşitlilik ilkesiyle ilişkilendirmeye çalıştım. Tabii, sadece, hasta olan çalışanlarımızı anlayıp onlara izin vermenin doğru olduğunu ve bağlılığı arttıracağını savunamam. Buna dikkat edilmesi gerektiğini söylüyorum.

Konu nerden nereye geldi yazdıkça:) Dolayısı ile özetlemek gerekirse;

Aklınızda olsun:

  • Tüm çalışan insanların hastalık gibi özel ihtiyaçları olabilir, onları daha yakından tanımak bir yöneticinin işten daha öncelikli önem vermesi gereken bir konu. (hedeflerinize bir ekip olarak çalışanlarınızla beraber vardığınızı düşünürsek)
  • Kurumunuzda, esnek çalışma politikası olmasa bile, çalışanlarınıza zor zamanlarında esnek davranabilirsiniz. Buna kimse kızmaz. (şirketinizde “çalışanlara anlayışlı davranmayın politikası” yoktur diye düşünüyorum)
  • Her zor zamanda sırtınızı yaslayacağınız bir politika veya prosedür aramanıza gerek yok, içinizden geldiği gibi, doğru olan neyse onu yapmanızı öneririm, liderlik kitap, politika, prosedür ile kesinlikle olmuyor.
  • Ekiplerinin ortalama şirkete bağlılık skorları düşük olan yöneticiler, bunu hesabını ekiplerinize sormak yerine önce kendinize sormanızı tavsiye ederim. Ya da şunu sorabilirsiniz “nasıl daha iyi bir yönetici ve ekip olabiliriz” (tabi bunu sormanın çeşitli yolları var)
  • Şirketlere de önerim, bir ekibe müdür seçerken, muhakkak lider davranışları gözlemlemeye ve değerlendirmeye çalışın, aksi iyi bir müdür kazanmış olabilirsiniz ama iyi bir ekibi de yok edebilirsiniz. 
  • Son olarak ; Çalışanlarınıza sadece yöneticileri olarak değil, arkadaşça davranırsanız, kaybetmeniz imkânsız! Ya beraber kazanırsınız ya da öğrenirsiniz!

Sevgiler.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s